Son günlerde İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin birçok noktasında etkili olan şiddetli yağışlar, sel ve su baskını risklerini yeniden gündeme taşıdı.
Özellikle işletmelerde meydana gelen su baskınlarının yalnızca binalarda ve ekipmanlarda fiziksel hasara değil, üretim ve faaliyetlerin durmasına bağlı ciddi mali kayıplara da yol açabildiğine dikkat çeken IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, sigortalıları hasar süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususlar konusunda uyardı. Çiftçi, "Sel ve su baskınlarında doğru sigorta teminatına sahip olmak kadar, hasarın ardından atılan adımlar da büyük önem taşıyor. Zamanında yapılmayan hasar bildirimleri, eksik tutulan kayıtlar ve yeterince belgelenmeyen zararlar tazminat süreçlerini zorlaştırabiliyor. Bu nedenle sigortalıların hasar öncesinde ve sonrasında nasıl hareket edeceklerini bilmeleri gerekiyor" dedi.
İklim değişikliğinin etkisiyle giderek daha fazla gündeme gelen aşırı yağışlar, ani sel ve su baskınları, bireylerin ve işletmelerin karşı karşıya olduğu önemli riskler arasında yer alıyor. Son günlerde İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin farklı bölgelerinde yaşanan şiddetli yağışlar, özellikle yerleşim alanları, sanayi tesisleri, depolar ve ticari işletmeler açısından sel ve su baskınına karşı hazırlıklı olmanın önemini bir kez daha ortaya koydu.
Sel ve su baskınları binalarda, makine ve ekipmanlarda, elektronik sistemlerde ve stoklarda ciddi maddi hasarlara neden olabiliyor. Bununla birlikte hasarın etkisi yalnızca fiziksel kayıplarla sınırlı kalmıyor. Üretimin durması, ticari faaliyetlerin aksaması, siparişlerin karşılanamaması ve ilave operasyonel giderler, işletmeler açısından hasarın mali boyutunu daha da büyütebiliyor.
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, sel ve su baskını hasarlarında sigorta poliçelerinin kapsamının doğru değerlendirilmesi, hasarın zamanında bildirilmesi ve gerekli belgelerin eksiksiz hazırlanmasının tazminat süreçlerinin sağlıklı ilerlemesi açısından kritik önem taşıdığını belirtti.
"Sel hasarlarında ilk adım can güvenliği, ardından doğru hasar yönetimi"
Sel ve su baskını yaşanan işletmelerde önceliğin çalışanların can güvenliğinin sağlanması olduğunu vurgulayan Çiftçi, elektrik sistemleri ve diğer tehlikeli altyapıların yetkili personel tarafından güvenli hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
Hasarın ardından gerçekleştirilen ilk müdahalelerin sigorta sürecini de doğrudan etkilediğini belirten Çiftçi, şu değerlendirmede bulundu:
"Sel veya su baskını sonrasında işletmelerin bir an önce normal faaliyetlerine dönmek istemesi son derece doğal. Ancak bu süreçte hasarın doğru şekilde tespit edilmesini sağlayacak kayıtların korunması gerekiyor. Hasarlı alanların temizlenmesine, ekipmanların sökülmesine veya onarım çalışmalarına başlanmadan önce mümkün olduğunca ayrıntılı fotoğraf ve video kayıtları alınmalı. Suyun ulaştığı seviye, binaya giriş noktaları, etkilenen alanlar ve zarar gören ekipmanlar belgelenmeli. Hasarın doğru belgelenmesi, tazminat sürecinin sağlıklı ilerlemesindeki en önemli unsurlardan biri."
Sigortalıların hasar bildirimlerini poliçelerinde belirtilen ihbar sürelerini dikkate alarak mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirmeleri gerektiğini belirten Çiftçi, hasarın büyümesini önlemek amacıyla gerekli koruma ve kurtarma çalışmalarının da ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
"Hasarın büyümesini önlemek için su tahliyesi, koruma ve kurtarma gibi gerekli müdahaleler yapılmalı. Ancak acil müdahaleler dışında, zarar gören ekipmanların imha edilmesi veya hurdaya ayrılması gibi işlemlerde eksper ve sigorta şirketiyle koordinasyon sağlanması önem taşıyor. Burada amaç hem işletmenin daha fazla zarar görmesini engellemek hem de hasarın nedenini ve boyutunu doğru şekilde ortaya koyabilmek."
"Eksik belge ve kayıtlar tazminat süreçlerini zorlaştırabilir"
Sel ve su baskını hasarlarında karşılaşılan önemli sorunlardan birinin, meydana gelen zararın kapsamının ve mali sonuçlarının yeterli belgelerle ortaya konulamaması olduğunu belirten Çiftçi, sigortalıların hasar dosyalarını sistematik şekilde hazırlamaları gerektiğine dikkat çekti.
"Bir işletmede su baskını nedeniyle onlarca makine, elektronik ekipman veya stok zarar görebilir. Ancak bu zararların tazminat sürecinde sağlıklı değerlendirilebilmesi için yalnızca hasarın meydana geldiğini göstermek yeterli değil. Hangi ekipmanın zarar gördüğü, stokların miktarı ve maliyeti, hasarın niteliği, onarım veya yenileme bedelleri gibi bilgilerin de belgelenmesi gerekiyor. Bu nedenle işletmelerin güncel envanter kayıtlarını, sabit kıymet listelerini, alış faturalarını ve bakım belgelerini düzenli şekilde muhafaza etmelerini öneriyoruz."
Hasar dosyasında olayın gelişimini açıklayan raporların, tarih bilgisi içeren fotoğraf ve videoların, varsa güvenlik kamerası görüntülerinin, teknik servis raporlarının ve onarım tekliflerinin bulunmasının önem taşıdığını belirten Çiftçi, su tahliyesi, temizlik ve kurtarma çalışmalarına ilişkin masrafların da kayıt altına alınması gerektiğini söyledi.
Özellikle emtia ve stok hasarlarında ürün cinsi, miktarı, birim maliyeti ve kurtarılabilir değer gibi bilgilerin ayrı ayrı belgelenmesinin değerlendirme sürecine katkı sağlayacağını ifade etti.
Sel nedeniyle duran işletmelerde kâr kaybı da gündeme gelebilir
Sel ve su baskınlarının işletmeler açısından en önemli sonuçlarından birinin faaliyet kesintileri olduğunu belirten Çiftçi, fiziksel hasarın giderilmesinin her zaman ekonomik kaybın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini vurguladı.
"Bir üretim tesisinde su baskını nedeniyle makinelerin devre dışı kalması, üretimin günlerce durmasına neden olabilir. Bu süreçte işletme yalnızca zarar gören ekipmanın onarım maliyetiyle karşılaşmaz. Üretilemeyen ürünler, gerçekleştirilemeyen satışlar, iptal edilen siparişler ve faaliyetlerin yeniden başlatılması için yapılan ilave harcamalar da önemli mali sonuçlar yaratabilir. Dolayısıyla sel ve su baskını riskini değerlendirirken yalnızca fiziksel varlıkların değil, işletmenin faaliyet sürekliliğinin de dikkate alınması gerekiyor."
İş durması ve kâr kaybına ilişkin zararların her poliçede otomatik olarak karşılanmadığına dikkat çeken Çiftçi, Bu tür kayıpların sigorta kapsamında değerlendirilebilmesi için poliçede ilgili iş durması veya kâr kaybı teminatının bulunması ve zarara neden olan maddi hasarın poliçe kapsamında karşılanabilir nitelikte olması gerektiğini belirtti.
Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İş durması veya kâr kaybı teminatı bulunan işletmelerin üretimin ne kadar süre durduğunu, hangi hatların etkilendiğini, kapasite kayıplarını, iptal edilen siparişleri ve ilave masrafları ayrıntılı şekilde kayıt altına alması gerekiyor. Geçmiş dönem üretim, satış ve maliyet verileri de bu süreçte önem taşıyor. Doğru yapılandırılmış bir sigorta programı, yalnızca fiziksel hasarın değil, faaliyet kesintisinin finansal etkilerinin yönetilmesine de katkı sağlayabilir."
"Her su hasarı aynı sigorta kapsamında değerlendirilmiyor"
Sel ve su baskınlarında sigorta poliçelerinin kapsamının doğru anlaşılması gerektiğine dikkat çeken Çiftçi, suyun kaynağı ve hasarın oluşum biçimine göre farklı teminat koşullarının gündeme gelebileceğini belirtti.
"Sigortalılar açısından dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biri, her su hasarının aynı şekilde değerlendirilmediği gerçeği. Sel, su baskını, yüzey suyu birikmesi, kanalizasyon geri tepmesi veya bina içindeki tesisattan kaynaklanan hasarlar, poliçelerde farklı hükümlere, limitlere ve muafiyetlere tabi olabilir. Bu nedenle hasarın hangi nedenle meydana geldiğinin teknik bulgularla ortaya konulması büyük önem taşıyor."
Hasar değerlendirmelerinde sigorta bedellerinin, eksik sigorta hükümlerinin, özel limitlerin, muafiyetlerin ve ilgili poliçe klozlarının birlikte ele alınması gerektiğini belirten Çiftçi, işletmelerin poliçelerini yalnızca hasar meydana geldikten sonra değil, düzenli aralıklarla gözden geçirmelerini önerdi.
"Bir işletmenin sel ve su baskını teminatına sahip olması önemli; ancak teminatın hangi riskleri kapsadığı, hangi limitlerle sunulduğu ve işletmenin güncel varlık değerleriyle uyumlu olup olmadığı da en az bunun kadar önemli. Özellikle yatırımların, makine parkının ve stok değerlerinin değiştiği işletmelerde sigorta bedellerinin güncelliğini koruması gerekiyor. Aksi halde hasar anında beklenmeyen mali sonuçlarla karşılaşılabilir."
"Sel riskine karşı hazırlık hasar meydana gelmeden başlamalı"
Sel ve su baskını risklerine karşı etkili bir korumanın yalnızca sigorta poliçesi satın almakla sağlanamayacağını vurgulayan Çiftçi, işletmelerin fiziksel önlemlerle sigorta korumasını birlikte değerlendirmeleri gerektiğini ifade etti.
"Özellikle bodrum katlar, elektrik odaları, teknik alanlar ve depolar su baskınları açısından hassas noktalar arasında yer alıyor. Drenaj sistemlerinin, tahliye pompalarının ve geri tepme önleyici sistemlerin düzenli kontrol edilmesi; çatı, yağmur olukları ve rögarların bakımının yapılması gerekiyor. Kritik makinelerin, elektronik ekipmanların ve stokların mümkün olduğunca su baskını riskinden uzak ve yüksek alanlarda muhafaza edilmesi de hasarın boyutunu azaltabilir."
Meteorolojik uyarıların yakından takip edilmesi, alınan koruyucu önlemlerin kayıt altına alınması ve kritik işletme belgelerinin güvenli dijital ortamlarda saklanmasının önemine işaret eden Çiftçi, sigorta ve risk yönetiminin birbirini tamamlayan iki unsur olduğunu söyledi.
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği olarak işletmelerin risklerinin analiz edilmesi, mevcut sigorta programlarının değerlendirilmesi, ihtiyaçlarına uygun teminat alternatiflerinin geliştirilmesi ve hasar süreçlerinin koordinasyonunda sigortalılara danışmanlık ve brokerlik hizmetleri sunduklarını belirten Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:
"Sel ve su baskınlarının ne zaman ve hangi boyutta meydana geleceğini her zaman öngöremeyebiliriz. Ancak işletmelerin bu risklere karşı ne kadar hazırlıklı olacağını belirlemek mümkün. Doğru risk analizi, yeterli sigorta teminatı, zamanında hasar bildirimi ve eksiksiz dokümantasyon birlikte ele alınmalı. Sigortanın asıl değeri yalnızca meydana gelen zararı karşılamasında değil, işletmelerin beklenmedik bir afetin ardından faaliyetlerine devam edebilmesine ve finansal dayanıklılığını koruyabilmesine katkı sağlamasında ortaya çıkıyor."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sel ve Su Baskınlarında Sigorta Uyarısı
Son günlerde İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin birçok noktasında etkili olan şiddetli yağışlar, sel ve su baskını risklerini yeniden gündeme taşıdı.
Özellikle işletmelerde meydana gelen su baskınlarının yalnızca binalarda ve ekipmanlarda fiziksel hasara değil, üretim ve faaliyetlerin durmasına bağlı ciddi mali kayıplara da yol açabildiğine dikkat çeken IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, sigortalıları hasar süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususlar konusunda uyardı. Çiftçi, "Sel ve su baskınlarında doğru sigorta teminatına sahip olmak kadar, hasarın ardından atılan adımlar da büyük önem taşıyor. Zamanında yapılmayan hasar bildirimleri, eksik tutulan kayıtlar ve yeterince belgelenmeyen zararlar tazminat süreçlerini zorlaştırabiliyor. Bu nedenle sigortalıların hasar öncesinde ve sonrasında nasıl hareket edeceklerini bilmeleri gerekiyor" dedi.
İklim değişikliğinin etkisiyle giderek daha fazla gündeme gelen aşırı yağışlar, ani sel ve su baskınları, bireylerin ve işletmelerin karşı karşıya olduğu önemli riskler arasında yer alıyor. Son günlerde İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin farklı bölgelerinde yaşanan şiddetli yağışlar, özellikle yerleşim alanları, sanayi tesisleri, depolar ve ticari işletmeler açısından sel ve su baskınına karşı hazırlıklı olmanın önemini bir kez daha ortaya koydu.
Sel ve su baskınları binalarda, makine ve ekipmanlarda, elektronik sistemlerde ve stoklarda ciddi maddi hasarlara neden olabiliyor. Bununla birlikte hasarın etkisi yalnızca fiziksel kayıplarla sınırlı kalmıyor. Üretimin durması, ticari faaliyetlerin aksaması, siparişlerin karşılanamaması ve ilave operasyonel giderler, işletmeler açısından hasarın mali boyutunu daha da büyütebiliyor.
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO'su Murat Çiftçi, sel ve su baskını hasarlarında sigorta poliçelerinin kapsamının doğru değerlendirilmesi, hasarın zamanında bildirilmesi ve gerekli belgelerin eksiksiz hazırlanmasının tazminat süreçlerinin sağlıklı ilerlemesi açısından kritik önem taşıdığını belirtti.
"Sel hasarlarında ilk adım can güvenliği, ardından doğru hasar yönetimi"
Sel ve su baskını yaşanan işletmelerde önceliğin çalışanların can güvenliğinin sağlanması olduğunu vurgulayan Çiftçi, elektrik sistemleri ve diğer tehlikeli altyapıların yetkili personel tarafından güvenli hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
Hasarın ardından gerçekleştirilen ilk müdahalelerin sigorta sürecini de doğrudan etkilediğini belirten Çiftçi, şu değerlendirmede bulundu:
"Sel veya su baskını sonrasında işletmelerin bir an önce normal faaliyetlerine dönmek istemesi son derece doğal. Ancak bu süreçte hasarın doğru şekilde tespit edilmesini sağlayacak kayıtların korunması gerekiyor. Hasarlı alanların temizlenmesine, ekipmanların sökülmesine veya onarım çalışmalarına başlanmadan önce mümkün olduğunca ayrıntılı fotoğraf ve video kayıtları alınmalı. Suyun ulaştığı seviye, binaya giriş noktaları, etkilenen alanlar ve zarar gören ekipmanlar belgelenmeli. Hasarın doğru belgelenmesi, tazminat sürecinin sağlıklı ilerlemesindeki en önemli unsurlardan biri."
Sigortalıların hasar bildirimlerini poliçelerinde belirtilen ihbar sürelerini dikkate alarak mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirmeleri gerektiğini belirten Çiftçi, hasarın büyümesini önlemek amacıyla gerekli koruma ve kurtarma çalışmalarının da ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
"Hasarın büyümesini önlemek için su tahliyesi, koruma ve kurtarma gibi gerekli müdahaleler yapılmalı. Ancak acil müdahaleler dışında, zarar gören ekipmanların imha edilmesi veya hurdaya ayrılması gibi işlemlerde eksper ve sigorta şirketiyle koordinasyon sağlanması önem taşıyor. Burada amaç hem işletmenin daha fazla zarar görmesini engellemek hem de hasarın nedenini ve boyutunu doğru şekilde ortaya koyabilmek."
"Eksik belge ve kayıtlar tazminat süreçlerini zorlaştırabilir"
Sel ve su baskını hasarlarında karşılaşılan önemli sorunlardan birinin, meydana gelen zararın kapsamının ve mali sonuçlarının yeterli belgelerle ortaya konulamaması olduğunu belirten Çiftçi, sigortalıların hasar dosyalarını sistematik şekilde hazırlamaları gerektiğine dikkat çekti.
"Bir işletmede su baskını nedeniyle onlarca makine, elektronik ekipman veya stok zarar görebilir. Ancak bu zararların tazminat sürecinde sağlıklı değerlendirilebilmesi için yalnızca hasarın meydana geldiğini göstermek yeterli değil. Hangi ekipmanın zarar gördüğü, stokların miktarı ve maliyeti, hasarın niteliği, onarım veya yenileme bedelleri gibi bilgilerin de belgelenmesi gerekiyor. Bu nedenle işletmelerin güncel envanter kayıtlarını, sabit kıymet listelerini, alış faturalarını ve bakım belgelerini düzenli şekilde muhafaza etmelerini öneriyoruz."
Hasar dosyasında olayın gelişimini açıklayan raporların, tarih bilgisi içeren fotoğraf ve videoların, varsa güvenlik kamerası görüntülerinin, teknik servis raporlarının ve onarım tekliflerinin bulunmasının önem taşıdığını belirten Çiftçi, su tahliyesi, temizlik ve kurtarma çalışmalarına ilişkin masrafların da kayıt altına alınması gerektiğini söyledi.
Özellikle emtia ve stok hasarlarında ürün cinsi, miktarı, birim maliyeti ve kurtarılabilir değer gibi bilgilerin ayrı ayrı belgelenmesinin değerlendirme sürecine katkı sağlayacağını ifade etti.
Sel nedeniyle duran işletmelerde kâr kaybı da gündeme gelebilir
Sel ve su baskınlarının işletmeler açısından en önemli sonuçlarından birinin faaliyet kesintileri olduğunu belirten Çiftçi, fiziksel hasarın giderilmesinin her zaman ekonomik kaybın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini vurguladı.
"Bir üretim tesisinde su baskını nedeniyle makinelerin devre dışı kalması, üretimin günlerce durmasına neden olabilir. Bu süreçte işletme yalnızca zarar gören ekipmanın onarım maliyetiyle karşılaşmaz. Üretilemeyen ürünler, gerçekleştirilemeyen satışlar, iptal edilen siparişler ve faaliyetlerin yeniden başlatılması için yapılan ilave harcamalar da önemli mali sonuçlar yaratabilir. Dolayısıyla sel ve su baskını riskini değerlendirirken yalnızca fiziksel varlıkların değil, işletmenin faaliyet sürekliliğinin de dikkate alınması gerekiyor."
İş durması ve kâr kaybına ilişkin zararların her poliçede otomatik olarak karşılanmadığına dikkat çeken Çiftçi, Bu tür kayıpların sigorta kapsamında değerlendirilebilmesi için poliçede ilgili iş durması veya kâr kaybı teminatının bulunması ve zarara neden olan maddi hasarın poliçe kapsamında karşılanabilir nitelikte olması gerektiğini belirtti.
Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İş durması veya kâr kaybı teminatı bulunan işletmelerin üretimin ne kadar süre durduğunu, hangi hatların etkilendiğini, kapasite kayıplarını, iptal edilen siparişleri ve ilave masrafları ayrıntılı şekilde kayıt altına alması gerekiyor. Geçmiş dönem üretim, satış ve maliyet verileri de bu süreçte önem taşıyor. Doğru yapılandırılmış bir sigorta programı, yalnızca fiziksel hasarın değil, faaliyet kesintisinin finansal etkilerinin yönetilmesine de katkı sağlayabilir."
"Her su hasarı aynı sigorta kapsamında değerlendirilmiyor"
Sel ve su baskınlarında sigorta poliçelerinin kapsamının doğru anlaşılması gerektiğine dikkat çeken Çiftçi, suyun kaynağı ve hasarın oluşum biçimine göre farklı teminat koşullarının gündeme gelebileceğini belirtti.
"Sigortalılar açısından dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biri, her su hasarının aynı şekilde değerlendirilmediği gerçeği. Sel, su baskını, yüzey suyu birikmesi, kanalizasyon geri tepmesi veya bina içindeki tesisattan kaynaklanan hasarlar, poliçelerde farklı hükümlere, limitlere ve muafiyetlere tabi olabilir. Bu nedenle hasarın hangi nedenle meydana geldiğinin teknik bulgularla ortaya konulması büyük önem taşıyor."
Hasar değerlendirmelerinde sigorta bedellerinin, eksik sigorta hükümlerinin, özel limitlerin, muafiyetlerin ve ilgili poliçe klozlarının birlikte ele alınması gerektiğini belirten Çiftçi, işletmelerin poliçelerini yalnızca hasar meydana geldikten sonra değil, düzenli aralıklarla gözden geçirmelerini önerdi.
"Bir işletmenin sel ve su baskını teminatına sahip olması önemli; ancak teminatın hangi riskleri kapsadığı, hangi limitlerle sunulduğu ve işletmenin güncel varlık değerleriyle uyumlu olup olmadığı da en az bunun kadar önemli. Özellikle yatırımların, makine parkının ve stok değerlerinin değiştiği işletmelerde sigorta bedellerinin güncelliğini koruması gerekiyor. Aksi halde hasar anında beklenmeyen mali sonuçlarla karşılaşılabilir."
"Sel riskine karşı hazırlık hasar meydana gelmeden başlamalı"
Sel ve su baskını risklerine karşı etkili bir korumanın yalnızca sigorta poliçesi satın almakla sağlanamayacağını vurgulayan Çiftçi, işletmelerin fiziksel önlemlerle sigorta korumasını birlikte değerlendirmeleri gerektiğini ifade etti.
"Özellikle bodrum katlar, elektrik odaları, teknik alanlar ve depolar su baskınları açısından hassas noktalar arasında yer alıyor. Drenaj sistemlerinin, tahliye pompalarının ve geri tepme önleyici sistemlerin düzenli kontrol edilmesi; çatı, yağmur olukları ve rögarların bakımının yapılması gerekiyor. Kritik makinelerin, elektronik ekipmanların ve stokların mümkün olduğunca su baskını riskinden uzak ve yüksek alanlarda muhafaza edilmesi de hasarın boyutunu azaltabilir."
Meteorolojik uyarıların yakından takip edilmesi, alınan koruyucu önlemlerin kayıt altına alınması ve kritik işletme belgelerinin güvenli dijital ortamlarda saklanmasının önemine işaret eden Çiftçi, sigorta ve risk yönetiminin birbirini tamamlayan iki unsur olduğunu söyledi.
IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği olarak işletmelerin risklerinin analiz edilmesi, mevcut sigorta programlarının değerlendirilmesi, ihtiyaçlarına uygun teminat alternatiflerinin geliştirilmesi ve hasar süreçlerinin koordinasyonunda sigortalılara danışmanlık ve brokerlik hizmetleri sunduklarını belirten Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:
"Sel ve su baskınlarının ne zaman ve hangi boyutta meydana geleceğini her zaman öngöremeyebiliriz. Ancak işletmelerin bu risklere karşı ne kadar hazırlıklı olacağını belirlemek mümkün. Doğru risk analizi, yeterli sigorta teminatı, zamanında hasar bildirimi ve eksiksiz dokümantasyon birlikte ele alınmalı. Sigortanın asıl değeri yalnızca meydana gelen zararı karşılamasında değil, işletmelerin beklenmedik bir afetin ardından faaliyetlerine devam edebilmesine ve finansal dayanıklılığını koruyabilmesine katkı sağlamasında ortaya çıkıyor."
Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı
Kaynak: Kapsül
En Çok Okunan Haberler