SON DAKİKA
Hava Durumu

#Ekosistem

- Ekosistem haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekosistem haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milli teknoloji hamlesinde yeni durak: Teknofest girişim programı  2026 başlıyor Haber

Milli teknoloji hamlesinde yeni durak: Teknofest girişim programı 2026 başlıyor

Türkiye’nin tam bağımsızlık vizyonu ve ekonomik gücünü teknolojiyle perçinleme hedefi doğrultusunda başlatılan Milli Teknoloji Hamlesi, TEKNOFEST Girişim Programı ile 2026 yılında da ivme kazanmaya devam ediyor. T3 Girişim Merkezi yürütücülüğünde hayata geçirilen program, genç yeteneklerin yarışma kürsülerinden çıkıp küresel pazarın devleri haline gelmeleri için kapılarını açıyor. ​Yarışmadan Ticari Değere: Sürdürülebilir Girişimcilik ​TEKNOFEST Girişim Programı, sadece bir destek paketi değil, teknoloji odaklı ve ölçeklenebilir iş fikirlerinin "ticari değere" dönüştüğü stratejik bir ekosistem olarak öne çıkıyor. Program, özellikle TEKNOFEST teknoloji yarışmalarına katılan takımların potansiyelini sokağa bırakmıyor; projelerin sürdürülebilir, rekabetçi ve hızlı bir şekilde büyümesini hedefliyor. ​13 Milyon TL’lik Can Suyu ve 11 Farklı Destek Mekanizması ​2022 yılından bu yana başarıyla sürdürülen programın bilançosu ise dikkat çekici. Bugüne kadar mezun olan 50 girişime toplam 13 Milyon TL nakdi destek sağlandı. Ancak programın sunduğu imkanlar sadece maddi yardımla sınırlı kalmıyor. Girişimcilere sunulan 11 farklı destek mekanizması arasında şunlar yer alıyor: ​Eğitim ve Mentorluk: Sektörün uzmanlarından birebir girişimcilik dersleri. ​Ofis ve Patent Desteği: İşin mutfağında ihtiyaç duyulan fiziksel alan ve fikri mülkiyet koruması. ​Network Ağı: Yatırımcılarla buluşma ve stratejik iş birliği görüşmeleri. ​"Adil Bir Dünya İçin Milli Teknoloji" ​Programın temel vizyonu, Türkiye’nin stratejik alanlarda tam bağımsızlığını sağlarken, adil bir dünya vizyonunu teknolojik güçle desteklemek üzerine kurulu. TEKNOFEST bünyesinde doğan yüksek potansiyelli projeler, bu program sayesinde yalnızca Türkiye sınırları içerisinde kalmayıp, küresel pazarlara açılma fırsatı yakalıyor. ​Editörün Notu: TEKNOFEST Girişim Programı, Türkiye'nin teknoloji ihraç eden bir güç olma yolundaki en önemli basamaklarından biri olarak kabul ediliyor. Genç girişimcilerin fikirlerini prototipten seri üretime geçirmeleri için gereken tüm altyapı, T3 Girişim Merkezi’nin profesyonel rehberliği ile sunulmaya devam ediyor.

Dijital devrimin görünmeyen bedeli: Yapay zeka dünyayı susuz bırakıyor Haber

Dijital devrimin görünmeyen bedeli: Yapay zeka dünyayı susuz bırakıyor

Teknolojinin yükselen yıldızı yapay zeka, hayatımızı kolaylaştırırken arka planda devasa bir çevresel krizin fitilini ateşliyor. Bilimsel araştırmalar ve teknoloji devlerinin resmi raporları, dijital dünyadaki her sorgunun fiziksel dünyada bir şişe suyun buharlaşması ve doğal kaynakların hızla tükenmesi anlamına geldiğini ortaya koyuyor. ​Her 20-50 Soruda Yarım Litre Su "Yok" Oluyor ​California (Riverside) ve Pennsylvania Üniversiteleri tarafından hazırlanan "Making AI Less Thirsty" (Yapay Zekayı Daha Az Susuz Yapmak) başlıklı rapor, yapay zekanın korkutucu su ayak izini gözler önüne serdi. Araştırmaya göre, bir yapay zeka botuyla yapılan 20 ila 50 soruluk basit bir sohbet, sistemleri soğutmak için kullanılan 500 mililitrelik suyun buharlaşmasına neden oluyor. ​Sürecin sadece sorgu anıyla sınırlı kalmadığı; enerji santrallerinin soğutulması gibi dolaylı etkiler de eklendiğinde, karmaşık işlemlerde soru başına tüketimin 6 litreye kadar çıkabildiği vurgulanıyor. ​Yapay Zekanın "Kum" İştahı: Ekosistem Tehdit Altında ​Yapay zekanın tek maliyeti su değil. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) verilerine göre kum, dünyada sudan sonra en çok tüketilen ikinci kaynak haline geldi. Yapay zekanın donanımsal altyapısı bu tüketimin merkezinde yer alıyor: ​Mikroçipler: İşlemcilerin kalbi olan silikon, yüksek saflıktaki kuvars kumundan elde ediliyor. ​Veri Merkezleri: Bu modelleri barındıran devasa tesislerin inşası için her yıl milyarlarca ton inşaat kumu, nehir yataklarından ve kıyılardan çekiliyor. Bu durum kıyı erozyonuna ve biyolojik çeşitliliğin yok olmasına zemin hazırlıyor. ​Şirket Raporları Tehlikeyi Doğruluyor ​Akademik veriler, teknoloji devlerinin sürdürülebilirlik raporlarıyla da örtüşüyor. Google ve Microsoft gibi sektör liderlerinin yıllık verileri, yapay zeka yatırımlarının artmasıyla birlikte su tüketiminin bir önceki yıla oranla %30'dan fazla arttığını kanıtlıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ise veri merkezlerinin elektrik tüketiminin, küçük bir ülkenin yıllık ihtiyacıyla yarışır düzeye ulaştığına dikkat çekiyor. ​Sürdürülebilirlik Çıkmazı ​Uzmanlar, dijital dönüşümün hızı ile dünyanın kısıtlı kaynaklarının korunması arasındaki dengenin bozulduğu konusunda uyarıyor. Yapay zekanın operasyonel kolaylık sağlama potansiyeli yüksek olsa da; su rezervleri ve stratejik ham maddeler üzerindeki bu baskı, teknolojik ilerlemenin gelecekte "geri dönülemez" bir ekolojik yıkıma yol açabileceği endişesini doğuruyor.

Doğa Sermayeye Teslim Ediliyor: TMMOB’dan Milli Parklar Yasası’na Sert Tepki Haber

Doğa Sermayeye Teslim Ediliyor: TMMOB’dan Milli Parklar Yasası’na Sert Tepki

Kamu yararının göz ardı edilerek doğanın sermayeye açıldığını savunan kurul, düzenlemenin ekolojik bir yıkıma kapı aralayacağı konusunda kamuoyunu uyardı. TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, meclis gündemine taşınan yeni yasal düzenlemeyi "doğanın talanı" olarak nitelendirdi. Kapitalizmin kâr hırsının, insanı doğadan koparıp sadece bir tüketiciye dönüştürdüğünü belirten kurul, son yıllarda artan ekolojik tahribatın bu yasayla zirve noktasına ulaşacağını ifade etti. Hazırlanan yeni yasa teklifi, milli parklar, tabiat parkları ve koruma alanlarının statüsünü kökten sarsacak maddeler içeriyor. TMMOB yapılan basın açıklamasınna göre, teklifin yasalaşması halinde koruma altındaki hassas alanlarda ulaşım, enerji, iletişim hatları ve çeşitli altyapı tesislerinin yapılmasına yasal zemin hazırlanıyor. Milli parkların yönetimi ve işletilmesi tamamen özel şirketlere devredilebilecek. Turistik tesislerin işletme süresi önce 49 yıl olarak belirlenirken, başarılı bulunması halinde bu süre 99 yıla kadar uzatılabilecek. Açıklamada, milli parkların sadece bugünkü kuşağa değil, gelecek nesillere ait birer "kamusal emanet" olduğunun altı çizildi. TMMOB, yasa teklifinin tabiat varlıklarını korumayı devletin asli görevi olduğunu tanımlayan 63. Madde'yi, doğal varlıkların kamu mülkiyetinde olduğunu ve kamu yararı dışında kullanılamayacağını hükme bağlayan 168. Madde ve ormanların ve korunan alanların bizzat devlet eliyle yönetilmesini zorunlu kılan 169. Madde'yi hükümsüz kıldığını savundu. Kurul, kamusal mülkiyet altındaki bu alanların özel şirketlere tahsis edilmesinin anayasal hükümlere açıkça aykırı olduğunu belirtti. Teklifin en çok tartışılan bölümlerinden birini de "av ve yaban hayatı" oluşturuyor. Milli parkların daha fazla turist çekmesi hedeflenirken, habitat hassasiyetinin göz ardı edildiği vurgulandı. Ziyaretçi yoğunluğunun ekonomik taleplere göre değil, ekosistem dayanıklılığına göre belirlenmesi gerektiğini hatırlatan TMMOB, avcılığın bir "turizm faaliyeti" haline getirilmesinin nesli tehlike altındaki türler için büyük bir risk olduğunu ifade etti. Özellikle yaban hayatı yönetiminin özel şirketlere bırakılmasının, ekosistem bütünlüğünü ciddi şekilde bozacağı uyarısı yapıldı. Sonuç olarak milli parkların kentler ve toplum için yaşamsal öneme sahip nefes alanları olduğu hatırlatıldı. İklim kriziyle mücadelenin hayati önem taşıdığı bir dönemde, bu alanların ekolojik güvence olarak korunması gerektiği belirtildi. Kısa vadeli ekonomik gerekçelerle doğanın tahrip edilmesinin, sadece çevreye değil, doğrudan insan yaşamına ve ortak geleceğe yönelik geri dönülemez bir risk teşkil ettiği vurgulanarak yasa teklifinden vazgeçilmesi çağrısında bulunuldu. Haber: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem Sönmezoğlu - Editör Özlem Byar

BUTTİM’de Küresel Dönüşümün Öncüsü: Gülten Demir Varol Haber

BUTTİM’de Küresel Dönüşümün Öncüsü: Gülten Demir Varol

"BUTTİM Global Connect" vizyonuyla dijitalleşme ve ihracat odaklı bir süreci başlatan Varol, merkezin sadece Bursa’nın değil, dünyanın referans aldığı bir marka haline gelmesini hedefliyor. Bursa ekonomisinin can damarlarından biri olan BUTTİM’de değişim rüzgarları esiyor. Merkezin ilk kadın başkanı seçilen Gülten Demir Varol, göreve gelişinin ardından hayata geçirdiği projeler ve gelecek vizyonuna dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Ticaretin sadece metrekare yönetmek olmadığını vurgulayan Varol, BUTTİM’i fiziksel sınırların ötesine taşıyacak stratejik adımları paylaştı. Geleneksel Ticaretten Küresel Üsse: "BUTTİM Global Connect" BUTTİM’in yılların emeğini ve nesiller boyu aktarılan ticari birikimi barındıran güçlü bir kurumsal hafıza olduğunu belirten Gülten Demir Varol, bu köklü mirası geleceğin dinamikleriyle buluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Varol, "Temel hedefimiz, BUTTİM’i yalnızca fiziksel mağazaların bulunduğu bir ticaret alanı olmaktan çıkarıp, dijital ve fiziksel deneyimin bir arada sunulduğu yeni nesil bir yaşam ve ticaret merkezine dönüştürmektir" dedi. Bu kapsamda hayata geçirilecek olan "BUTTİM Global Connect" vizyonu ile yerelden küresele uzanan bağların güçlendirileceğini ifade eden Varol, dijital showroomlar ve veri odaklı yönetim sistemleriyle merkezin potansiyelini dünya pazarlarına taşıyacaklarını vurguladı. Dijitalleşmede Dev Adım: "İnteraktif Wayfinding" Teknolojisi E-ticaret ve dijitalleşen dünya düzeninde esnafın rekabet gücünü artırmak için somut projeler geliştirdiklerini belirten Varol, dünyayla entegre bir sistemin müjdesini verdi. Merkezin küresel navigasyonu olacak interaktif bir yön bulma (Wayfinding) sistemini hayata geçireceklerini söyleyen Varol, şu detayları paylaştı: "Geleneksel yönlendirmeyi aşan bu çözümle, üç boyutlu dijital haritalandırma teknolojisi sayesinde ziyaretçilerimiz aradıkları mağazaya anında ulaşabilecek. Hatta firma talep ederse, müşteriler mağaza içini ve ürünlerini dijital ortamda gezebilecek. Bu sistemle BUTTİM, sabah kepenk açtığında sadece Bursa'ya değil, tüm dünyaya açılmış olacak". "Kadın Liderliği, Operasyona Nezaket ve Disiplin Katıyor" BUTTİM tarihinin ilk kadın yönetim kurulu başkanı olmanın kendisi için bir unvandan öte büyük bir sorumluluk olduğunu ifade eden Varol, kadın titizliğinin ve çok yönlü düşünme yeteneğinin kurumsal süreçlere "nezaket ve disiplin" kattığını belirtti. Varol, "Ben her işin hızlı, planlı ve kontrollü yürütülmesi gerektiğine inanırım. Disiplin tek başına yeterli değildir, burada nezaket ve birleştirici empati devreye girer" diyerek yönetim anlayışını özetledi. Genç kadın girişimcilere de bir "anahtar" sunmayı amaçladığını belirten Varol, "Eğer bir genç kadın 'Ben de yapabilirim' diyebiliyorsa, gerçek başarı orada ortaya çıkar. Ticarette başarı cinsiyetle değil; akıl, çalışkanlık, vizyon ve disiplinle belirlenir" ifadelerini kullandı. Denge ve İçsel Huzur: "Makalmar Geçicidir, İnsan Kalıcıdır" Yoğun iş temposu ile içsel huzuru arasındaki dengeyi nasıl sağladığına dair soruyu yanıtlayan Varol, iş ve özel hayat sınırlarını net bir şekilde ayırdığını söyledi. Önemli kararlar alırken verilerin yanı sıra sezgilerine de kulak verdiğini belirten Varol, "Güç ve otorite ile kendi yalın benliğiniz arasındaki çizgiyi nerede koruyorsunuz?" sorusuna ise şu etkileyici yanıtı verdi: "Makamlar geçicidir; insan kalıcıdır. Ben gücün makamdan gelmediğine inanıyorum; gerçek güç iletişimde, empati kurabilmede ve insan olabilmektedir. Görevim sona erdiğinde sadeliğimle yürüyebiliyorsam, doğru yerde durmuşum demektir". Gelecek Projeksiyonu: Özgüvenli ve Düşünen Bir BUTTİM Görev süresi sonunda nasıl bir miras bırakmak istediğini anlatan Varol, sadece fiziksel bir alan değil, vizyon ve cesaretle hareket eden bir ekosistem yaratmak istediğini vurguladı. Varol, "Amacım, iki yılın sonunda daha özgüvenli, daha kurumsal ve geleceğe inanan, düşünen ve birlikte büyüyen bir topluluk yaratmaktır. Herkesin 'Değdi' diyebildiği bir BUTTİM bırakmak en büyük dileğimdir" diyerek sözlerini noktaladı. Haber: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem Sönmezoğlu - Editör Özlem Bayar

Ömeraltı Yaylası'nda Yılkı Atları Görsel Şölen Sundu Haber

Ömeraltı Yaylası'nda Yılkı Atları Görsel Şölen Sundu

Şehrin gürültüsünden uzak, sessizliğin hakim olduğu Ömeraltı Yaylası’nda rutin devriye görevlerini icra eden orman muhafaza ekipleri, bölgenin gizli hazineleri olan yılkı atlarıyla beklenmedik bir karşılaşma yaşadı. Genellikle insan yerleşiminden uzak duran ve varlıkları çoğu zaman yalnızca sarp kayalıklara yerleştirilen fotokapanlar aracılığıyla belgelenebilen bu yabani atlar, kış güneşinin altında tüm görkemleriyle gün ışığına çıktı. Beyazın ve yeşilin iç içe geçtiği yayla düzlüğünde aniden beliren dev sürü, karla kaplı zeminde adeta bir özgürlük yürüyüşü başlattı. Toynakların donmuş toprakta çıkardığı ritmik sesler zirvenin sessizliğini dağıtırken, atların sergilediği bu doğal koreografi izleyenler için unutulmaz bir görsel şölene dönüştü. Doğanın kalbinde filtresiz bir şekilde objektiflere yansıyan bu anlar, Bursa’nın sadece bir sanayi ve tarih şehri değil, aynı zamanda yaban hayatı için ne kadar hayati bir sığınak olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bölgede yürütülen koruma faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan yetkililer, bu tür karşılaşmaların ekolojik dengenin korunması adına umut verici olduğunu ifade etti. Yılkı atlarının doğal yaşam alanlarında hiçbir müdahale olmaksızın varlıklarını sürdürmesinin, bölgedeki biyolojik çeşitliliğin sürekliliği açısından kritik bir öneme sahip olduğu vurgulandı. Özellikle dondurucu soğukların etkisini hissettirdiği kış aylarında, yiyecek bulma mücadelesi veren yaban hayvanlarının habitatlarının korunması, sürdürülebilir bir ekosistem yönetimi için en öncelikli konu başlığı olarak öne çıkıyor. Bursa’nın doğal mirasının yaşayan sembolleri haline gelen yılkı atları, Ömeraltı Yaylası’ndaki bu son görünümleriyle doğanın gerçek sahiplerinin hâlâ kendi kanunlarıyla yaşadığını tüm dünyaya hatırlattı. İnsan eli değmemiş bu coğrafyalarda özgürce koşan sürüler, bölgenin hem ekolojik değerini hem de turistik potansiyelini simgeleyen sessiz birer kahraman olarak varlıklarını korumaya devam ediyor.

İznik Gölü'nde Korkutan Tablo Haber

İznik Gölü'nde Korkutan Tablo

Kıyı şeridindeki dramatik gerileme ekosistemi tehdit ederken, gözler bölgedeki sanayi tesislerinin kontrolsüz su kullanımına çevrildi. "Fabrikalarda Su Saati Bile Yoktu" İznik Gölü’ndeki çekilmenin sadece iklim kriziyle açıklanamayacağını belirten İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakar, çarpıcı iddialarda bulundu. Özellikle Gemlik hattındaki fabrikaların göl suyunu yoğun şekilde kullandığını vurgulayan Çakar, şu ifadeleri kullandı: "Gemlik Gübre Fabrikası 2004’te özelleşti ancak 2021 yılına kadar su pompalarında saat bile yoktu. Yıllarca ne kadar su çekildiğini kimse bilmiyor. 2021’de yıllık 10 milyon metreküp anlaşma yapıldı ancak geçmişin hesabı belirsiz. DSİ kuraklık önlemi olarak tarımsal sulamadan tasarruf yapıyor; oysa tarım bu ülkenin can damarıdır, asıl tasarruf sanayiden başlamalıdır." Bölge Ekonomisi ve Ekosistem Alarm Veriyor Göl seviyesindeki düşüş sadece doğayı değil, bölge halkının geçim kaynaklarını da doğrudan vuruyor: Su seviyesinin düşmesiyle av sahaları daralıyor, ekolojik denge bozulurken balıkçılık sekteye uğruyor. Bölgenin en büyük geçim kaynağı olan tarımsal sulamada kısıtlamalar yaşanırken, kıyı şeridindeki çekilme, sahil işletmelerini ve yerel turizm hareketliliğini durma noktasına getirdi. İznik ve Orhangazi ilçeleri için hayati önem taşıyan göldeki bu çekilmenin durdurulması için denetimlerin artırılması ve su yönetim politikalarının yeniden gözden geçirilmesi bekleniyor.

Bursa’nın Yeşil Geleceğine Kadın Eli Değiyor Haber

Bursa’nın Yeşil Geleceğine Kadın Eli Değiyor

BURFİP (Bursa Fidan Peyzaj) Yönetim Kurulu Başkanı Yüksek Orman Mühendisi Yıldız Geyik, sektördeki önyargılardan Bursa’nın globalleşme hedefine kadar kritik açıklamalarda bulundu. Bursa’nın zengin doğal çeşitliliğini korumak ve Yeşil Bursa kimliğini sürdürülebilir kılmak adına yürütülen çalışmalarda kadın liderliği ön plana çıkıyor. Sektörün maskülen yapısına rağmen teknik yeterliliği ve disipliniyle fark yaratan BURFİP Yönetim Kurulu Başkanı Yüksek Orman Mühendisi Yıldız Geyik, Bursa News’e verdiği özel röportajda doğa-insan ilişkisini yaşayan bir organizma olarak tanımladı. “Doğayı İyileştirmek İnsanı İyileştirmektir” Kadınların yaratıcı enerjisini doğanın döngüsüyle benzer olduğunu belirten Yıldız Geyik, Bursa’nın yaralı alanlarına bir proje olarak değil, yaşayan bir organizma olarak yaklaştığını ifade etti. Kentleşme ve sanayinin hassaslaştığı ekosistem hakkında değerlendirmelerde bulunan Geyik, “Mesele tüketmek değil, onarmak ve sürdürülebilir bir denge kurmaktır. Doğayı iyileştirmek aslında insanı iyileştirmektir.” dedi. Ormandaki Önyargıları Bilgi ve Disiplinle Aştı Sektördeki maskülen algıya dair önemli değerlendirmelerde bulunan Geyik, zorluğun meslekte değil, zaman zaman karşılaşılan önyargılarda olduğunu söyledi. Bilgi, disiplin ve sahaya hakimiyetin cinsiyeti olmadığını belirten geyik, “Zamanla insanlar cinsiyeti değil, ortaya koyduğumuz işi konuşmaya başlıyor. Ben de işimle görünür olmayı tercih ettim” diyerek kadınların detaycı bakış açısıyla sektörde yarattığı farka dikkat çekti. “Kadın Değişirse Şehrin Geleceği Değişir” Bursa’daki kadınların üretimin her alanında aktif olduğunu ifade eden Yıldız Geyik, kadınların birer doğa elçisine dönüştürülmesinin toplumsal dönüşümü tetikleyeceğini savundu. Mahalle ölçeğinde yeşil alan sahiplenmesi ve çocuklara doğa bilinci kazandırılmasında kadınların öncü rolüne değinen Geyik, kadın girişimcilerin Bursa’yı çevresel sorumluluk taşıyan bilinçli bir dünya kenti düzeyine taşıyacağını vurguladı. Global Vizyon, Yeşil Ekonomi ve Stratejk Güç Bursa’nın bir dünya kenti olma vizyonunda yeşil ekonominin anahtar rol oynadığını belirten BURFİP Yönetim Kurulu Başkanı, kadınların liderliik ettiği çevre odaklı girişimlerin şehre stratejik bir güç kattığını ifade etti. Sürdürülebilir üretimin global ölçekte rekabet avantajı sağladığını hatırlatan Geyik, kadın girişimcilerin Bursa’yı çevresel sorumluluk taşıyan bilinçli bir dünya kenti konumuna taşıyacağını vurguladı. Yeni Nesil İçin “Somut Rol Modeller” Vurgusu Beton bloklar arasında büyüyen kız çocuklarına doğa bilinci aşılanması gerektiğini söyleyen Geyik, çocuklara sadece “yapabilirsin” demenin yeterli olmadıığını, sahada çalışan başarılı kadınların görünür kılınması gerektiğini belirtti. Doğanın sertliğinin kendisine “köklü durmayı” öğrettiğini söyleyen Geyik, Bursa’nın kadınlarına şu çağrıda bulundu. “Doğayı izleyen değil, sahiplenen olun. Bir ağacı korumak, bir bahçeyi yaşatmak küçük gibi görünür ama büyük dönüşümler başlatır. Şehrin yeşili hepimizin emaneti; gelin, Bursa’nın yeşil kimliğini birlikte koruyalım ve çoğaltalım." Haber: Yiğit Medya Grubu Yayın Koordinatörü İrem SÖNMEZOĞLU

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.