SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yapay Zeka

- Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sezgin Akgün Hacızade ile Bursa’da Özel Röportaj: "Toplumu Kortizol ile Bencilleştiriyorlar!" Haber

Sezgin Akgün Hacızade ile Bursa’da Özel Röportaj: "Toplumu Kortizol ile Bencilleştiriyorlar!"

Duygu odaklı iletişimden çalışan bağlılığına kadar geniş bir yelpazede eğitimler veren Hacızade, insan davranışlarının arkasındaki görünmez kahramanları; yani hormonları anlattı. Hacızade’ye göre; bugün toplumda yaşanan kutuplaşmanın ve bireysel bencilliğin temelinde, bilinçli veya bilinçsizce tetiklenen kortizol hormonu yatıyor. Oksitosin: Toplumu Bir Arada Tutan "Ahlak Molekülü" Ünlü nöroekonomist Paul Zak’in çalışmalarına atıfta bulunan Hacızade, oksitosin hormonunun önemine dikkat çekti. Oksitosini "ahlak molekülü" olarak tanımlayan yazar, "Toplumda oksitosin salgılayan insanları artırırsanız o toplum birlik olur. Oksitosin kişinin aidiyet ve güven duygusunu yönetir. Birine sarılmak, dokunmak, hediye vermek veya karşılıksız iyilik yapmak bu hormonu tetikler. Bir insana 'yaparım' dediğinizde bile vücudunuz oksitosin üretir ve bu güven verir," dedi. "Kortizol Salgılayan İnsan Bencilleşir" Toplumun üzerine çöken "suçlama kültürü"nün kaynağını kortizola bağlayan Hacızade, çarpıcı bir uyarıda bulundu: "Topluma özellikle kortizol salgılatıyorlar. Çünkü kortizol salgılayan insanlar bencilleşir, toplum bilincini kaybeder ve sadece kendilerini düşünürler. Kortizol tartışma yaratır ve sürekli suçluyu bulmaya çalışır. Oysa oksitosin devreye girdiğinde insan suçluyu değil, çözümü aramaya başlar." Dopamin Tuzağı ve Yapay Zeka Eleştirisi Anlık hazların peşinde koşan modern insanın dopamin bağımlısı haline geldiğini belirten Hacızade, bu noktada teknolojiye de değindi. Türkiye’nin dünyada en çok yapay zeka kullanan ülkelerin başında geldiğini hatırlatan yazar, "Yapay zeka işimizi kolaylaştırıyor gibi görünse de sonuçları manipüle ediyor ve yanıltıcı olabiliyor. Dopamin bir beklenti kimyasalıdır; anlık haz verir ama bencil bir kimyasaldır. Endorfin de benzer şekilde bencildir. Oysa oksitosin ve serotonin insancıldır; birinde salgılandığında çevresindekilere de yayılır," ifadelerini kullandı. İş Hayatında Mutluluk Formülü "İyi Hisset, Keşfet, İyileş" vizyonuna benzer bir yaklaşımla iş dünyasına seslenen Hacızade, liderlerin çalışan bağlılığını artırmak için kortizolü düşürüp; oksitosin, dopamin, endorfin ve serotonini dengeli bir şekilde devreye sokması gerektiğini savundu. Yavaş yapılan sporların, nefes egzersizlerinin ve gülmenin bu kimyasal dengeyi sağladığını belirten Hacızade, gerçek liderliğin "güven iklimi" yaratmaktan geçtiğini vurguladı. Yiğit Medya Grubu Bursa ofisindeki bu derinlikli söyleşi, sadece bir kitap tanıtımı değil, aynı zamanda daha huzurlu bir toplum ve verimli bir iş hayatı için sunulmuş bilimsel bir reçete niteliğindeydi. Haber: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem Sönmezoğlu

Bursa’nın Göz Sağlığı Fırat Optik’e Emanet Haber

Bursa’nın Göz Sağlığı Fırat Optik’e Emanet

Sanayi ve Dijitalleşme Gözleri Yoruyor Bursa’yı diğer illerden ayıran "sanayi faktörü", özellikle montaj hattı ve kalite kontrol birimlerinde çalışan binlerce işçide "yalancı miyopi" ve astigmatizma riskini %15 artırıyor. Öte yandan, kentin eğitim merkezlerinde çocuk yaş grubu gözlük kullanım oranı son 10 yılda %22 artış göstermiş durumda. Göz sağlığındaki bu istatistiksel artışın önüne geçmek için Bursa’nın köklü kuruluşu Fırat Optik, bilimsel ve teknolojik bir seferberlik başlattı. Nursel Fırat: "Yapay Zeka ile Kişiye Özel Tasarım Dönemi" Fırat Optik’in vizyoner ismi Nursel Fırat, göz sağlığında kullanılan ekipmanların hayati önemine dikkat çekerek, geleneksel yöntemlerin ötesine geçtiklerini vurguladı. Son model teknolojik cihazlar ve yapay zeka algoritmaları kullanarak her bireyin göz yapısına özel tasarımlar hazırladıklarını belirten Fırat, şu açıklamalarda bulundu: "Fırat Optik olarak, sadece bir görme aracı değil, bir sağlık teknolojisi sunuyoruz. Yapay zeka kullanarak hazırladığımız kişiye özel gözlükler, özellikle gelişim çağındaki çocuklarda ve ergenlerde miyopi ilerlemesini yavaşlatmakta, kırma kusurlarını en aza indirmektedir. Doğru odaklama ve göz yapısıyla %100 uyumlu mercekler sayesinde, zamanla numarada iyileşme veya ilerlemenin durdurulması hususunda çok ciddi sonuçlar alıyoruz." "Profesyonel Olmayan İmalat, Göz Sağlığı İçin Tehdit" Açıklamalarında önemli bir uyarıda da bulunan Nursel Fırat, profesyonel standartlarda üretilmemiş gözlüklerin risklerine değindi. Fırat, "Göz yapısına uygun şekilde tasarlanmamış, profesyonel imalat sürecinden geçmemiş gözlükler kullanılmamalıdır. Yanlış odaklama ve kalitesiz mercekler, var olan kusuru iyileştirmek bir yana, göz sağlığına geri dönülemez zararlar verebilir. Biz Fırat Optik’te, teknolojinin ulaştığı son noktayla halkımızın göz sağlığının nabzını tutuyoruz" dedi. Eğitim ve Sanayide Verimlilik İçin "Net Görüş" Fırat Optik’in sunduğu ileri teknoloji çözümler, Bursa’nın "sağlıklı şehir" vizyonunu desteklerken; öğrencilerin akademik başarısını, sanayi çalışanlarının ise operasyonel verimliliğini doğrudan artırıyor. Özellikle Nilüfer ve Osmangazi gibi nüfus yoğunluğu yüksek ilçelerde, Fırat Optik’in sağladığı yüksek standartlı hizmetler, şehrin görme kusurları haritasını daha pozitif bir noktaya taşımayı hedefliyor. Bursa’nın sağlık altyapısındaki teknolojik dönüşüme öncülük eden Fırat Optik, kişiye özel mühendislik ve sağlık bilimini aynı odakta buluşturarak, Bursalılara daha net bir gelecek vadediyor. HABER: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem Sönmezoğlu

Dijital devrimin görünmeyen bedeli: Yapay zeka dünyayı susuz bırakıyor Haber

Dijital devrimin görünmeyen bedeli: Yapay zeka dünyayı susuz bırakıyor

Teknolojinin yükselen yıldızı yapay zeka, hayatımızı kolaylaştırırken arka planda devasa bir çevresel krizin fitilini ateşliyor. Bilimsel araştırmalar ve teknoloji devlerinin resmi raporları, dijital dünyadaki her sorgunun fiziksel dünyada bir şişe suyun buharlaşması ve doğal kaynakların hızla tükenmesi anlamına geldiğini ortaya koyuyor. ​Her 20-50 Soruda Yarım Litre Su "Yok" Oluyor ​California (Riverside) ve Pennsylvania Üniversiteleri tarafından hazırlanan "Making AI Less Thirsty" (Yapay Zekayı Daha Az Susuz Yapmak) başlıklı rapor, yapay zekanın korkutucu su ayak izini gözler önüne serdi. Araştırmaya göre, bir yapay zeka botuyla yapılan 20 ila 50 soruluk basit bir sohbet, sistemleri soğutmak için kullanılan 500 mililitrelik suyun buharlaşmasına neden oluyor. ​Sürecin sadece sorgu anıyla sınırlı kalmadığı; enerji santrallerinin soğutulması gibi dolaylı etkiler de eklendiğinde, karmaşık işlemlerde soru başına tüketimin 6 litreye kadar çıkabildiği vurgulanıyor. ​Yapay Zekanın "Kum" İştahı: Ekosistem Tehdit Altında ​Yapay zekanın tek maliyeti su değil. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) verilerine göre kum, dünyada sudan sonra en çok tüketilen ikinci kaynak haline geldi. Yapay zekanın donanımsal altyapısı bu tüketimin merkezinde yer alıyor: ​Mikroçipler: İşlemcilerin kalbi olan silikon, yüksek saflıktaki kuvars kumundan elde ediliyor. ​Veri Merkezleri: Bu modelleri barındıran devasa tesislerin inşası için her yıl milyarlarca ton inşaat kumu, nehir yataklarından ve kıyılardan çekiliyor. Bu durum kıyı erozyonuna ve biyolojik çeşitliliğin yok olmasına zemin hazırlıyor. ​Şirket Raporları Tehlikeyi Doğruluyor ​Akademik veriler, teknoloji devlerinin sürdürülebilirlik raporlarıyla da örtüşüyor. Google ve Microsoft gibi sektör liderlerinin yıllık verileri, yapay zeka yatırımlarının artmasıyla birlikte su tüketiminin bir önceki yıla oranla %30'dan fazla arttığını kanıtlıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ise veri merkezlerinin elektrik tüketiminin, küçük bir ülkenin yıllık ihtiyacıyla yarışır düzeye ulaştığına dikkat çekiyor. ​Sürdürülebilirlik Çıkmazı ​Uzmanlar, dijital dönüşümün hızı ile dünyanın kısıtlı kaynaklarının korunması arasındaki dengenin bozulduğu konusunda uyarıyor. Yapay zekanın operasyonel kolaylık sağlama potansiyeli yüksek olsa da; su rezervleri ve stratejik ham maddeler üzerindeki bu baskı, teknolojik ilerlemenin gelecekte "geri dönülemez" bir ekolojik yıkıma yol açabileceği endişesini doğuruyor.

Sinemanın Görsel Mimarı: 1000 Volt Post Prodüksiyon ile Dijital Dönüşümde 21 Yıl Haber

Sinemanın Görsel Mimarı: 1000 Volt Post Prodüksiyon ile Dijital Dönüşümde 21 Yıl

Yüksek teknolojiye sahip altyapısı ve ödüllü uzman kadrosuyla 1000 Volt, bir projenin "çekim sonrası" tüm hayati aşamalarında Türkiye’nin en güvenilir çözüm ortağı olma unvanını koruyor. 2005’ten Günümüze: Teknolojinin Sanatla Buluştuğu Nokta Temelleri 2005 yılında atılan 1000 Volt, dijitalleşmenin sinema sektörünü dönüştürmeye başladığı sancılı dönemlerde, vizyoner bir yaklaşımla sektöre adım attı. Kuruluşundan bu yana "kalite odaklı butik hizmet" anlayışını, endüstriyel bir disiplinle birleştiren stüdyo; bugün sadece yerel yapımların değil, global dijital platformların (Netflix, Disney+, Amazon Prime) ve uluslararası reklam ajanslarının da ilk tercihi konumunda yer alıyor. 1000 Volt Neler Yapar? Görüntünün Ruhunu Şekillendiren Hizmetler Bir filmin, dizinin ya da reklamın çekimleri tamamlandığında, projenin nihai başarısını belirleyen post prodüksiyon süreci 1000 Volt’un uzmanlık alanıdır. Kurum, sunduğu entegre hizmetlerle bir projenin tüm teknik ihtiyaçlarını tek çatı altında karşılıyor: Offline ve Online Kurgu: Hikaye anlatıcılığının kalbi olan kurgu odalarında, yönetmenin vizyonu en kusursuz ritimle birleştiriliyor. Renk Düzenleme (Color Grading): Sektörün en gelişmiş panelleri ve yazılımlarıyla (DaVinci Resolve vb.), sahnelerin atmosferi ve duygusal derinliği "Hollywood" standartlarında işleniyor. Görsel Efekt (VFX) ve CGI: Hayal gücünün sınırlarını zorlayan 2D/3D modellemeler, karakter tasarımları ve kompozit işlemlerle gerçeküstü dünyalar yaratılıyor. Ses Tasarımı ve Final Mix: Dolby standartlarındaki ses stüdyolarında, izleyiciyi içine çeken sinematik bir ses deneyimi inşa ediliyor. Mastering ve Arşivleme: Projelerin dünya genelindeki farklı yayın formatlarına (DCP, IMF, ProRes) uygun şekilde hazırlanması ve güvenle saklanması sağlanıyor. Global Standartlar ve Yerli Güç Stüdyo, sadece teknik bir servis sağlayıcı değil, aynı zamanda bir yaratıcı danışman vizyonuyla hareket ediyor. Vizyona giren pek çok gişe rekortmeni filmden, uluslararası festivallerde "En İyi Kurgu" ve "En İyi Ses" ödüllerini kucaklayan bağımsız yapımlara kadar binlerce projenin mutfağında 1000 Volt imzası bulunuyor. Gelecek Vizyonu: Yapay Zeka ve Sınırsız Çözünürlük Teknolojik yatırımlarını aralıksız sürdüren 1000 Volt, günümüzde yapay zeka destekli görüntü iyileştirme sistemleri ve 8K iş akışlarını üretim bandına entegre etmiş durumda. Türkiye’nin görsel sanatlar alanındaki teknik kapasitesini küresel arenada temsil etmeye devam eden kurum, "Görüntünün her pikseline değer katma" misyonuyla yoluna devam ediyor. HABER: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem Sönmezoğlu

Bursa’da Yapay Zeka Destekli Görme Devrimi: Fırat Optik 3 Yıldır Geleceği Tasarlıyor Haber

Bursa’da Yapay Zeka Destekli Görme Devrimi: Fırat Optik 3 Yıldır Geleceği Tasarlıyor

Alman optik devi Rodenstock’un "B.I.G. NORM" teknolojisini üç yıldır aktif olarak kullanan Fırat Optik, her bir kullanıcının göz anatomisini bir parmak izi gibi eşsiz kabul ederek kusursuz görüşü standart hale getirdi. Her Göz Bir Veri Evreni: Üç Yıllık Biyometrik Tecrübe Fırat Optik tarafından sunulan yeni nesil "Biyometrik Akıllı Gözlük Camları", standart modellerin aksine gözün gerçek parametrelerini merkeze alıyor. Üç yıllık tecrübeyle sahada uygulanan Rodenstock B.I.G. VISION teknolojisi sayesinde; gözün uzunluğu, kornea kırıcılığı ve göz bebeği mesafesi gibi 500 bini aşkın veri noktası analiz ediliyor. Yapay zeka algoritması, bu verileri kullanarak kişiye özel sanal bir biyometrik göz modeli oluşturuyor ve camın her noktasında en keskin doğal görüşü sağlıyor. Dört Boyutlu Ölçümde Sıfır Hata Payı Sürecin en kritik aşamasını oluşturan "Tam Kişiye Özel Ölçüm", Fırat Optik’in uzmanlık alanı haline gelmiş durumda. Üç yıldır kesintisiz uygulanan dijital analizlerde şu dört temel parametre yapay zeka ile senkronize ediliyor: Pupilla Mesafesi: Göz bebeklerinin odak noktası. Pantoskopik Açı: Çerçevenin yüze olan eğimi. Verteks Mesafesi: Camın göze olan uzaklığı. Çerçeve Bombe Açısı: Çerçevenin kavis yapısı. Bu verilerin yapay zekayla işlenmesi, odaklama hatalarını tamamen ortadan kaldırarak kullanıcıya eşsiz bir adaptasyon süreci sunuyor. Kaplama Teknolojisinde "Solitaire LayR" Ayrıcalığı Fırat Optik, cam tasarımındaki başarısını gelişmiş kaplama teknolojileriyle destekliyor. Çok katmanlı bir yapıya sahip olan "Solitaire LayR" teknolojisi; UV koruması ve çizilmeye karşı yüksek dayanıklılık sunarken, "X-tra Clean" özelliği ile camın kirlenmesini minimize ediyor. Ayrıca dijital cihazlardan yayılan zararlı mavi ışığı filtreleyen "Solitaire LayR Balance" seçeneği, modern çağın getirdiği göz yorgunluğuna karşı üç yıldır Bursalıların en büyük kalkanı oluyor. Çocuklar İçin Miyop Kontrolü: MyCon Teknolojisi Gelecek nesillerin göz sağlığını da unutmayan Fırat Optik, miyop ilerlemesini kontrol altına alan Rodenstock MyCon teknolojisini öne çıkarıyor. Çocuklarda gözün boyuna uzamasını kontrol altına almayı hedefleyen bu özel camlar, periferik görme alanlarındaki ışık kırılmasını optimize ederek miyop artışını yavaşlatıyor. Garantili Mükemmellik Vizyonu Teknolojik dönüşümü kurumsal güvencelerle taçlandıran Fırat Optik; sunduğu ürünlerde 6 ay memnuniyet, 24 ay kalite ve 36 ay kaplama garantisi veriyor. Rodenstock’un 140 yılı aşkın Alman mühendislik tecrübesini üç yıldır yapay zeka ile Bursa’daki kullanıcılarına sunan Fırat Optik, "her gözlük camı bir teknoloji harikasıdır" vizyonunu her geçen gün güçlendirerek sürdürüyor. HABER: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem Sönmezoğlu

Medyabim Kurucu Ortağı Cengiz Elmas’tan Yiğit Medya Grubu’na Ziyaret Haber

Medyabim Kurucu Ortağı Cengiz Elmas’tan Yiğit Medya Grubu’na Ziyaret

Sektörel iş birlikleri ve teknolojik gelişmelerin ele alındığı bu ziyaret, bilişim dünyasının mutfağında yer alan isimlerin sıra dışı yaşam tarzlarını ve devrim niteliğindeki yeni projelerini de ponpon ışığı altına çıkardı. Çeyrek Asırlık Tecrübe: Medyabim’in Dönüşüm Yolculuğu 2000 yılında Şükrü Emre Erim ve Cengiz Elmas tarafından kurulan Medyabim, kurulduğu günden bu yana internet hizmetleri, yazılım ve Linux temelli anahtar teslim sistem çözümleriyle kalite standartlarını zirveye taşıdı. 2005 yılında stratejik bir karar alarak odak noktasını daraltan şirket; sadece Domain Kayıt, Webhosting, Kiralık Sunucu (Dedicated Server), Sunucu Yönetimi ve Danışmanlık alanlarında uzmanlaşarak profesyonel bir yapıya büründü. Medyabim, 2006 yılında Bursa’da kendi öz kaynaklarıyla kurduğu 150 server kapasiteli Datacenter ile altyapı konusundaki gücünü kanıtlarken, girişimcilere ekonomik ve işlevsel çözümler sunma misyonunu bugüne dek başarıyla sürdürdü. Teknolojiyi Üretiyorlar Ama Tüketmiyorlar: "Dijital Münzevi" Kurucular Ziyaretin en dikkat çekici detayı ise şirketin kurucuları Cengiz Elmas ve Şükrü Emre Erim’in teknolojiyle olan paradoksal ilişkisi oldu. Türkiye’nin en büyük internet sunucu altyapılarından birini yöneten bu iki isim, özel hayatlarında modern dünyanın dijital bağımlılıklarından tamamen uzak bir yaşam sürüyor. Büyük bir internet sunucu şirketi sahibi olmalarına rağmen, kurucular Cengiz Elmas ve Şükrü Emre Erim; akıllı telefon, sosyal medya ve günümüzün dijital tüketim araçlarını özel hayatlarına asla dahil etmiyorlar. Bu prensipli duruş, aile bireyleri de dahil olmak üzere tüm yaşamlarına sirayet etmiş durumda. 15 Yıllık Sessizlik Yapay Zeka ile Bozuluyor Medyabim, operasyonel gücünü altyapı ve sosyal sermayeye yatırırken, vitrinini yaklaşık 15 yıldır aynı statik yapıda koruyordu. Ancak bilişim devi, uzun süren bu sessizliğini dev bir adımla bozmaya hazırlanıyor. Cengiz Elmas’ın ziyaretinde sinyallerini verdiği üzere şirket; yapay zeka destekli, üst teknolojiyle donatılmış yeni web sitesiyle kullanıcılarının karşısına çıkmaya hazırlanıyor. 2006’dan beri kullanılan mevcut sistemin yerini alacak olan bu yeni platform, hem görsel hem de işlevsel anlamda modern internet projeleri için yeni bir çağın kapılarını aralayacak. İnternet projeleriniz için Medyabim, gereksiz maliyetlerden arındırılmış, ekonomik ve yüksek performanslı altyapı sağlama vizyonuyla, yeni nesil dijital dönüşümün öncüsü olmaya devam edeceğini bu ziyaretle bir kez daha perçinlemiş oldu. Haber: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem Sönmezoğlu - Editör Özlem Bayar

Psikolojik Danışman Meryem Öztaş'tan Yapay Zeka Uyarıları Haber

Psikolojik Danışman Meryem Öztaş'tan Yapay Zeka Uyarıları

Psikolojik Danışman Meryem Öztaş ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajda; "robot terapistler" ve algoritmaların Şema Terapi’nin temel taşlarını ikame edip edemeyeceğini masaya yatırdık. Öztaş, yapay zekanın destekleyici bir araç olabileceğini ancak "incinmiş bir çocuğun" ruhuna dokunacak biyolojik ve ilişkisel derinliğe sahip olmadığını vurguladı. "Bağlanma Deneyimi Algoritmayla İnşa Edilemez" Röportajda Şema Terapi’nin kalbi olan "yeniden ebeveynlik" (re-parenting) sürecine değinen Meryem Öztaş, terapötik bağın sadece doğru kelimelerden ibaret olmadığını belirtti. Öztaş, "Algoritmalar empatik dili taklit edebilir ancak bedensel eş-regülasyon ve gerçek bir öznel varlıkla kurulan ilişkisel deneyim biyolojik bir düzeydir. Yapay zeka, destekleyici bir geçiş alanı sunsa da gerçek bir bağlanma deneyimini yeniden inşa edemez" dedi. İnsani Sezgi mi, Örüntü Tanıma mı? Yapay zekanın danışanlardaki "incinmiş çocuk" modunu fark edip edemeyeceğine dair sorularımızı yanıtlayan Öztaş, dijital zekanın sınırlarını şu sözlerle çizdi: "Yapay zeka metindeki dil örüntülerini analiz ederek güçlü tahminler üretebilir. Ancak bu, sezgisel bir fark ediş değil, olasılık temelli bir hesaplamadır. İnsan terapist ise sadece kelimeleri değil, odadaki ilişkisel atmosferi ve o anki anlık duygusal kırılmayı algılar. Yapay zekada derinlik ve bağlamsal hassasiyet sınırlıdır." "Cezalandırıcı Ebeveyn" Şeması ve Etik Sorumluluk Kriz anlarında makinelere güvenmenin riskli olduğunu ifade eden Öztaş, algoritmaların etik sorumluluk alamayacağının altını çizdi. İntihar eğilimi veya akut travmalarda sadece protokollerin yeterli olmadığını savunan uzman, "Cezalandırıcı ebeveyn şeması tetiklenen bir danışana karşı makine yumuşatıcı bir dil kullanabilir ama gerçek bir koruyucu duruşun ilişkisel ağırlığını taşıyamaz. Güvenlik, karar verebilen bir klinisyeni gerektirir" ifadelerini kullandı. Yapay Zeka Yeni Bir Bağımlılık mı Yaratıyor? Terapinin nihai amacının "sağlıklı yetişkin" modunu güçlendirmek olduğunu hatırlatan Meryem Öztaş, yapay zekanın danışanı özgürleştirmek yerine ona bağımlı hale getirebileceği uyarısında bulundu. Öztaş'a göre, her duygusal dalgalanmada bir algoritmaya danışmak, içsel regülasyon yerine dışsal bir bağımlılık geliştirebilir. Ayrıca, yapay zekanın sunduğu "risksiz ve kusursuz" onaylanma halinin, bireyin gerçek hayattaki sabır ve yüzleşme kaslarını zayıflatabileceğine dikkat çekti. Dijital Terapi ve Gizlilik Kuşkusu Veri madenciliğinin "kuşkuculuk ve kötüye kullanılma" şeması olan bireyler üzerindeki etkisini değerlendiren Öztaş, mahrem verilerin dijital bir objeye dönüşmesinin terapi güvenini kökten sarsabileceğini belirtti. Ayrıca, "robot terapistlerin" sosyal izolasyon şemasına sahip kişileri steril ama yapay bir konfor alanına hapsederek, gerçek dünyadan daha da koparabileceği uyarısını yaptı. Kültürel Körlük ve Duygusal Hasar Riski Ruh sağlığında "normal" kavramının kültüre göre değiştiğini hatırlatan Meryem Öztaş, röportajı şu önemli saptamayla tamamladı: "Yapay zekanın sunduğu standart paket çözümler, yerel değerleri ve kolektif travmaları ıskalayabilir. Kültürel körlük, özellikle travma öyküsü olan bireylerde yeni duygusal hasarlar yaratma riski taşır. Yapay zeka, bir 'geçici destek' olarak konumlandırılmalı, insan ruhunun yerine geçen bir merci olarak görülmemelidir." Analiz: Geleceğin Terapi Odasında Kim Oturacak? Bu röportaj, teknolojinin hızıyla insanın kadim ruhsal ihtiyaçları arasındaki çatışmayı gözler önüne seriyor. Meryem Öztaş’ın sunduğu perspektif, dijitalleşen dünyada "insan kalabilmenin" ve gerçek bir bağ kurabilmenin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Haber: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem SÖNMEZOĞLU

4 Milyon Ev Genci Beka Sorunudur: Ağıralioğlu Bursa'dan Gürledi Haber

4 Milyon Ev Genci Beka Sorunudur: Ağıralioğlu Bursa'dan Gürledi

Muhalefetin mevcut durumunu "evlere şenlik" olarak nitelendiren Ağıralioğlu, iktidarın hatalarına rağmen ayakta kalmasını muhalefetin güven verememesine bağladı. Gençlerin yaşadığı "ev genci" sorununu bir beka meselesi olarak tanımlayan lider, "Anahtar Parti kuruldu, bu düzeni bozacağız" diyerek siyasi nöbet yerlerine yürüdüklerini ilan etti. Anahtar Parti Bursa İl Başkanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenen iftar programı; Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, Genel Başkan Yardımcısı Sedat Yalçın, İl Başkanı Fikret Aslan ve çok sayıda partilinin katılımıyla gerçekleştirildi. Samimi bir atmosferde geçen programda konuşan Ağıralioğlu, konuşmasının merkezine muhalefetin yetersizliğini ve toplumsal sorumluluk bilincini koydu. "Muhalefetin Babası Geldi, Siyasetin Kalitesini Artıracağız" Konuşmasına muhalefet partilerine yönelik sert eleştirilerle başlayan Yavuz Ağıralioğlu, siyasetin kalitesinin ancak güçlü bir rekabetle artabileceğini savundu. Muhalefetin doğru yapması durumunda iktidarın da doğru yapmaya mecbur kalacağını ifade eden Ağıralioğlu, şu dikkat çekici ifadeleri kullandı: "Muhalefet evlere şenlik. Siyaset kalitemiz bu yüzden bozuluyor. Bakınız, Anahtar Parti Bursa'da sokak sokak geziyor, iktidar peşinizden geliyor. Siz iftar yapıyorsunuz, onlar da yapıyor. Siz esnafa gidiyorsunuz, onlar da gidiyor. İşte kaliteli siyaset budur; iktidarı sokağa indirir, milletin yanına getirir. Arkadaşlarımıza söylüyorum; gittiğiniz her köyde deyin ki 'Biz geldik, peşimizden iktidar gelecek. Ne istiyorsanız onlara söyleyin.' Memlekette bu kadar sorun varken iktidar hala hata yaparak orada kalabiliyorsa, muhalefetin umutlara dokunma ve güven verme sorunu var demektir. Ama artık muhalefetin babası burada. Muhalefet nasıl yapılır, herkese göstereceğiz." Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik ve Dindarlık Sınavı Ağıralioğlu, sadece iktidarı değil, muhalefetin köklü partilerini de "koordinat" kaybı üzerinden eleştirdi. CHP'ye yönelik "Atatürk'ü devlet düşmanlarıyla otururken gördünüz mü?" sorusunu yönelten Genel Başkan, siyasetin temel değerlerinin istismar edilmemesi gerektiğini vurguladı. Cumhuriyetçilik, milliyetçilik ve dindarlık kavramlarını yeniden tanımlayan Ağıralioğlu, şunları kaydetti: "Dindarsanız haram yemeyecek, rüşvete müsaade etmeyecek, adaletsizlik yapmayacaksınız. İsraf etmeyecek ve sizin gibi düşünmeyenleri de emanetiniz bileceksiniz. Milliyetçiyseniz sadece nutuk atmayacaksınız; beyin göçüyle yitip giden çocuklarınızdan, kirlenen ırmaklarınızdan, boşalan yaylalarınızdan utanacaksınız. Milliyetçilik mera boşaldığında, hava kirlendiğinde dertlenmektir. Biz tüm bu kavramlara asıl mesuliyetlerini hatırlatmaya geldik." "Ev Genci" Sorunu ve Gençliğin Beklentileri Genç kuşak ile siyaset kurumu arasındaki kopukluğa geniş bir parantez açan Yavuz Ağıralioğlu, Türkiye'nin en büyük beka sorununun "ev genci" gerçeği olduğunu söyledi. 4 milyon gencin işsiz ve umutsuz bir şekilde evde oturmasının kabul edilemez olduğunu belirten Ağıralioğlu, gençlerin hassasiyetlerini partinin merkezine koyacaklarını ifade etti: "Gençler nepotizme, torpile, yolsuzluğa karşılar; biz de karşıyız. Onlar çevreye, hayvan haklarına, fikir hürriyetine duyarlılar; biz de duyarlıyız. Değişimin lokomotifi olan 18 milyon gencimiz var. Onlar için vatan, sadece hamaset değil; hayat kurabildikleri, ev ve iş hayali kurabildikleri yerdir. Eğer çocuklarımız vatan dediğimiz yerde kabus yaşıyorsa, orayı vatan olarak hissetmeleri zordur. Biz burayı yeniden onlar için bir 'yaşama sevinci' merkezine dönüştüreceğiz." Yapay Zeka Devrimi ve Geleceğin Siyaseti Dünyanın büyük bir teknolojik türbülansa girdiğini ve Türkiye'nin bu hıza ayak uydurması gerektiğini belirten Ağıralioğlu, eğitim sisteminin ve meslek kollarının yapay zeka karşısında savunmasız kaldığına dikkat çekti. Barolardan örnekler vererek, eskiden 100 kişinin bir ayda yaptığı işi yapay zekanın 15 dakikada bitirdiğini söyleyen Ağıralioğlu, "Dünya bu yeni faza geçerken bizimkiler hala neleri konuşuyor? Üniversitelerde seçilen bölümler 3-5 sene sonra meslek bile sayılmayacak. Biz bu geride kalmışlığı bitirip, hayalini kurduğumuz memleketi bizzat inşa edeceğiz," dedi. "Nöbet Yerimize Yürüyoruz" Konuşmasının sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenen Ağıralioğlu, devletin ve milletin hizmetkarı olmayı şeref bildiklerini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: "Sayın Cumhurbaşkanım bilesin, nöbet yerimize yürüyoruz. 'Bu muhalefete devlet verilir mi?' dertlerinden seni biz kurtaracağız. Tertemiz bir hareket olarak geliyoruz. Yaptığını yaparsın, kalanı biz sahipleniyoruz. Çözebildiğini çözersin, çözemediğini biz çözmeye söz veriyoruz. Türk milletinin alın terine, bayrağına ve cumhuriyetine nezaret edecek ahlaktayız. Biz geliyoruz." Haber: Yiğit Medya Grubu Genel Yayın Koordinatörü İrem Sönmezoğlu & Editör Özlem Bayar

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.