Dünya dev bir lunaparka dönüşüyor. Sürekli bir şeyler satın alıyor, ekranları kaydırıyor ve bitmek bilmeyen bir haz yolunda sürekli yeni bir durağa uğruyoruz. Ancak günün sonunda koskocaman bir boşluğun içinde debelenirken buluyoruz kendimizi. Peki her şeye ulaşabilirken kendimizi nasıl bu kadar aç hissediyoruz?
Beynimiz iki farklı yakıtla çalışır. Biri dopamin, diğeri ise serotonin. Dopamin, kısa süreli ve gelip geçen duyguların, mesela yeni aldığınız bir ayakkabının ödülüdür. Her seferinde daha fazlasını ister. Serotonin ise daha uzun soluklu işlerin peşinde koşar. Aidiyet, sevgi ve uzun süreli mutluluk yaşatan duyguların sonundaki hediyedir. Yani serotonin için hayatımızdaki anlamın yakıtı diyebiliriz.
Maalesef modern dünya bizi dopamin bağımlısı haline getirirken, geçici hazların peşinde koşmamız için sınırlarımızı her seferinde biraz daha zorluyor. Biz, anlık zevklerin kurbanı olmaya devam ederken, ruhun asıl ihtiyacı olan anlam kavramının manasını unuttuk. Jung'un dediği gibi, "Anlam pek çok şeyi katlanılır kılar, belki de her şeyi." anlamın olmadığı yerde en lüks hayatlar bile birer hapishaneden farksızdır.
Toplum olarak bir anlam krizinden geçiyoruz. Başarıyı sadece rakamlarla, mutluluğu ise vitrindeki maddelerle ölçüyoruz. Anlam dendiğinde maddiyatın arkasına sığınmış, dünyanın yükü altında ezilen milyarlarca insan kolektif gölgesini beslemeye devam ediyor. Daha kıskanç, daha hırslı, daha yalnız bireylere dönüşüyoruz. Birbirimizin mutsuzluğundan beslenen enerji vampirleri olarak hayatlarımıza yerin dibinde devam ediyoruz.
Bu hafta kendinize şu soruyu sorun: "Bu hafta yaptığım her şeyi bir kenara koysam, hayatıma anlam katan ne kalır?" Eğer bu soruya verecek bir cevabınız yoksa, ruhunuzun aç kaldığı yer tam da orasıdır. Bir ağaç dikmek, bir çocuğu sevindirmek, evebeynlerinize sevgiyle sarılmak... Unutmayın. Haz geçicidir. Asıl hayatınızı ve ruhunuzu doyuracak şey anlamdır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İrem Sönmezoğlu
Anlam mı, Haz mı?
Dünya dev bir lunaparka dönüşüyor. Sürekli bir şeyler satın alıyor, ekranları kaydırıyor ve bitmek bilmeyen bir haz yolunda sürekli yeni bir durağa uğruyoruz. Ancak günün sonunda koskocaman bir boşluğun içinde debelenirken buluyoruz kendimizi. Peki her şeye ulaşabilirken kendimizi nasıl bu kadar aç hissediyoruz?
Beynimiz iki farklı yakıtla çalışır. Biri dopamin, diğeri ise serotonin. Dopamin, kısa süreli ve gelip geçen duyguların, mesela yeni aldığınız bir ayakkabının ödülüdür. Her seferinde daha fazlasını ister. Serotonin ise daha uzun soluklu işlerin peşinde koşar. Aidiyet, sevgi ve uzun süreli mutluluk yaşatan duyguların sonundaki hediyedir. Yani serotonin için hayatımızdaki anlamın yakıtı diyebiliriz.
Maalesef modern dünya bizi dopamin bağımlısı haline getirirken, geçici hazların peşinde koşmamız için sınırlarımızı her seferinde biraz daha zorluyor. Biz, anlık zevklerin kurbanı olmaya devam ederken, ruhun asıl ihtiyacı olan anlam kavramının manasını unuttuk. Jung'un dediği gibi, "Anlam pek çok şeyi katlanılır kılar, belki de her şeyi." anlamın olmadığı yerde en lüks hayatlar bile birer hapishaneden farksızdır.
Toplum olarak bir anlam krizinden geçiyoruz. Başarıyı sadece rakamlarla, mutluluğu ise vitrindeki maddelerle ölçüyoruz. Anlam dendiğinde maddiyatın arkasına sığınmış, dünyanın yükü altında ezilen milyarlarca insan kolektif gölgesini beslemeye devam ediyor. Daha kıskanç, daha hırslı, daha yalnız bireylere dönüşüyoruz. Birbirimizin mutsuzluğundan beslenen enerji vampirleri olarak hayatlarımıza yerin dibinde devam ediyoruz.
Bu hafta kendinize şu soruyu sorun: "Bu hafta yaptığım her şeyi bir kenara koysam, hayatıma anlam katan ne kalır?" Eğer bu soruya verecek bir cevabınız yoksa, ruhunuzun aç kaldığı yer tam da orasıdır. Bir ağaç dikmek, bir çocuğu sevindirmek, evebeynlerinize sevgiyle sarılmak... Unutmayın. Haz geçicidir. Asıl hayatınızı ve ruhunuzu doyuracak şey anlamdır.