SON DAKİKA
Hava Durumu

Ben Oğluma Bu Dünyayı Miras Bırakmak İstemiyorum

Yazının Giriş Tarihi: 16.02.2026 11:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.02.2026 09:59

Pencereden dışarıya, o gri beton yığınlarının arasından süzülen solgun ışığa baktığımda, zihnimde tek bir cümle yankılanıyor: "Ben oğluma bu dünyayı miras bırakmak istemiyorum." Bu, sadece bir ebeveynin kaygısı değil; bir devrin, bir medeniyetin ve en önemlisi bir vicdanın iflas ilanıdır. Bizler, çocuklarımıza yeşil ormanlar, temiz denizler ve güvenli sokaklar vaat etmiştik; oysa bugün onlara sadece dijital bir illüzyon ve derin bir değer erozyonu bırakıyoruz.

Modern eğitim sistemi, artık çocuklarımızı hayata hazırlayan bir pusula değil, onları fabrikasyon birer kopya haline getiren bir öğütücüye dönüştü. Merakın yerini test çözme becerisi, yaratıcılığın yerini ise "başarı" adı verilen o yapay yarış aldı. Çocuğumun, kendi yeteneğini keşfetmek yerine, bir sistemin dişlisi olmayı öğrenmesi; ruhunun karanlık odalarında kendi gerçekliğini unutması demektir. Eğitimi bir "diploma avcılığına" indirgediğimiz gün, çocuklarımızın geleceğinden ilk büyük parçayı kopardık.

Dışarıdaki dünya artık sadece fiziksel şiddetle değil, dilimize ve ruhumuza sızan sistematik bir öfkeyle çevrili. "Aile içinde olur" denilen, sokakta "normal" karşılanan, televizyon ekranlarında kutsanan şiddet, çocuklarımızın oyun hamuru gibi taptaze olan zihinlerini şekillendiriyor. Şiddetin bir sorun çözme aracı olarak kodlandığı bu dünyada, oğlumun merhameti bir "zayıflık" olarak görmesinden korkuyorum. Biz onlara barışı anlatırken, dünya onlara hayatta kalmak için vahşileşmeyi öğretiyor.

Bugün çocuklarımız, bir kanyonun serin suyuna dokunmak ya da bir ağacın gölgesinde hayal kurmak yerine, parlayan ekranların hipnotik etkisinde kayboluyorlar. Dijital bağımlılık, sadece bir zaman kaybı değil; insani bağların, göz göze gelmenin ve sahici bir dokunuşun yerini alan soğuk bir boşluktur. Beğeni butonlarına sığdırılan bir "benlik" algısı, yetersizlik şemalarını besleyen o bitmek bilmeyen kıyaslamalar... Oğlumun, gerçek dünyayı keşfetmek yerine bir algoritmanın esiri olması, miras bırakmak istediğim en son senaryodur.

En büyük korkum ise değer erozyonu. Dürüstlüğün "enayilik", nezaketin "saflık", adaletin ise "güçlünün hakkı" olarak görüldüğü bir iklimde çocuk büyütmek, fırtınada mum yakmaya benziyor. Bizler, onlara sadece mülk ya da para değil; bir karakter, bir duruş ve bir vicdan bırakmalıydık. Oysa bugün dünya, her şeyin fiyatının bilindiği ama hiçbir şeyin değerinin anlaşılmadığı bir pazaryerine dönüştü.

Karanlıktan korkan bir toplumun ferdi olarak, çocuğuma bu sönük ışığı devretmek ağır bir yük. Ancak uyanış, bu "normali" reddetmekle başlar. Ben oğluma, ekranlara sığmayan bir gökyüzü, şiddetin gölgesinde kalmayan bir şefkat ve parayla satın alınamayacak bir haysiyet bırakmak istiyorum. Eğer bu dünyayı değiştiremiyorsak, en azından bu dünyanın değiştiremeyeceği çocuklar yetiştirmek zorundayız. Çünkü onlara bırakacağımız en büyük miras, bozulmuş bir sistem değil; o sistemin içinde bile parlamayı beceren sarsılmaz bir "kendilik" bilincidir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.