SON DAKİKA
Hava Durumu

Gözden Uzak Ama Özde Baki

Yazının Giriş Tarihi: 16.02.2026 16:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.02.2026 16:12

Hadi şimdi yaşadığımız tüm yas süreçlerine çocuksu bir gözle, farklı bir pencereden bakalım. 0-2 yaş grubundaki çocukları düşünün. Eğer o yaş gurubundaki çocuklarla “ce-ee!” oyunu oynarsanız, yüzlerini kapattıklarında tamamen kaybolduklarını düşünürler. Çünkü eğer onlar etrafı görmüyorlarsa, kendileri de kaybolmuştur o minicik beyinlerinin çalışma sistemine göre. Sistem ne kadar basit, öyle değil mi? İşte şimdi ayrılık süreçlerine bu pencereden bakarak değerlendireceğiz. İşinizden, sevdiğiniz bir arkadaşınızdan, bir aile üyenizden ayrıldığınızı varsayın. Bakın, ölümde bahsetmiyorum. Herhangi bir sebepten ötürü hayatınızdan çıkmış olsun. Ne hissedersiniz? Sanki dünyayı tamamen terk etmiş ve artık evrenin genişleyen sınırlarından bile çıkmış gibi hissedersiniz belki, öyle değil mi? Fakat bu yalnızca bir yanılsama. İşte eğer tam bu noktada kaybı doğru bir çerçeveden ele almazsanız o yokluğun içinde debelenip durmanız dünyanın en mümkün sefaleti haline gelir.

İşte tam bu noktada, gelişim psikolojisinin "nesne sürekliliği" dediği o eşiği yetişkin zihnimizde yeniden inşa etmemiz gerekiyor. Bebek, annesi odadan çıktığında onun yok olduğunu sanıp feryat eder; çünkü zihni henüz "görünmeyenin var olmaya devam ettiği" bilgisini işleyemez. Biz yetişkinler de bir ayrılık yaşadığımızda, o kişinin veya durumun hayatımızdaki kapladığı alan boşaldığında, sanki kendi varlığımızın bir parçası da o boşlukla beraber evrenin karanlığında yitip gitmiş gibi hissederiz.

Ancak gerçek şu ki; birinin hayatınızdan çıkması, onun yok olduğu veya sizin eksildiğiniz anlamına gelmez. Bu, sadece bir "form değiştirme" halidir. Tıpkı fizik yasalarındaki enerjinin korunumu gibi, o ilişkinin size kattıkları, öğrettikleri ve ruhunuzda bıraktığı izler sizinle kalmaya devam eder.

Psikolojik dayanıklılık, "ce-ee" oyunundaki o elin her kapandığında dünyanın kararmadığını anlamakla başlar. Ayrılık acısıyla baş etmenin yolu, gidenin boşluğunu seyretmek değil, o boşluğun çevresinde kendi hayatınızı nasıl yeniden öreceğinize odaklanmaktır.

Eğer kaybı; bir "yok oluş" değil, bir "evrilme" olarak çerçevelerseniz, o sefalet çukurundan çıkmanız kolaylaşır. Şunu kendinize hatırlatın:

Görüntü kaybolabilir, ama etkisi sürer. Bir bağın kopması, sizin bağ kurma yeteneğinizin bittiği anlamına gelmez. Dünya, siz gözünüzü kapattığınızda yok olmadığı gibi, sevdiğiniz biri gittiğinde de durmaz. Sonuç: Ellerinizi Yüzünüzden Çekin

Yazının başında bahsettiğimiz o bebek, ellerini yüzünden çektiğinde dünyanın hala orada olduğunu görüp nasıl kahkahalar atıyorsa; biz de yasın, öfkenin veya hayal kırıklığının ellerini yüzümüzden çekmek zorundayız. Ayrılıklar can yakıcıdır, evet. Ama tıpkı o minik bebeğin öğrenme süreci gibi, her ayrılık bize aslında ne kadar "tam" olduğumuzu öğretmek için bir fırsattır. Evrenin genişleyen sınırları içinde kimse gerçekten kaybolmaz; sadece yollar ayrılır. Ellerinizi yüzünüzden çekin ve bakın; dünya hala orada, tüm renkleriyle sizi bekliyor. Sadece bir "ce-ee" mesafesindesiniz.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.