SON DAKİKA
Hava Durumu

Kameranın Işığı ve Vicdanın Karanlığı: İsrail’in Kolektif Gölgesi

Yazının Giriş Tarihi: 03.03.2026 15:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.03.2026 15:13

Geçtiğimiz gün iki Türk gazetecinin İsrail güçleri tarafından görevlerini yaparken gözaltına alınması, sadece bir "basın özgürlüğü" ihlali değil, aynı zamanda Ortadoğu’nun kanayan coğrafyasında biriken kolektif gölgenin dışa vurumudur. Gazeteci, gerçeğin tanığıdır; gölge ise her zaman tanıklıktan ve ışıktan korkar.
Carl Jung’un tanımladığı "Kolektif Gölge", bir toplumun kendi kimliğiyle bağdaştıramadığı, reddettiği, utanç duyduğu veya korktuğu tüm o ilkel ve yıkıcı dürtülerin toplamıdır. Bir toplum kendi gölgesiyle yüzleşmeyi reddettiğinde, o gölge devasa bir projeksiyon cihazına dönüşür ve içindeki "kötülüğü" sürekli bir başkasına (ötekine) yansıtır.
İsrail’in kolektif bilinci, tarihsel bir travma olan Holokost’un derin izlerini taşır. "Bir daha asla" sloganıyla kurulan bu bilinç, varoluşsal bir savunma mekanizması geliştirmiştir. Ancak bu mekanizma, gölgeyle yüzleşilmediği takdirde tehlikeli bir noktaya evrilir: Mağdurun, kendini koruma içgüdüsüyle failleşmesi.
İsrail’in kolektif gölgesi bugün; orantısız güç kullanımı, yerleşim politikaları ve son olarak gerçekleri aktarmaya çalışan gazetecileri susturma çabası olarak karşımıza çıkıyor. Gazetecinin kamerası, o gölgeyi aydınlatan bir fenerdir. Gazeteciyi gözaltına almak, aslında kendi karanlığının görülmesini engelleme çabasıdır. Kendi gölgesini "güvenlik" maskesiyle örten bir yapı, gerçeği söyleyen her sesi varlığına tehdit olarak algılar.
Türk gazetecilerin gözaltına alınması, bizim kolektif bilincimizde de bir frekans uyandırmaktadır. Türkiye’nin bölgeye olan tarihsel ve duygusal bağı, bu tür olayları bir "dış haber" olmaktan çıkarıp "vicdan haberi" haline getirir. Bizim kolektif bilincimiz, adaletsizliğe karşı duyulan kadim bir öfke ile rezonansa girer.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken, İsrail’in gölgesine nefretle bakarken kendi kolektif gölgemize düşmemektir. Çünkü gölge, nefretle beslenir. Gerçek zafer, karşı tarafın karanlığına küfretmek değil, o karanlığın içinde dahi "insan kalabilme" iradesini ve gerçeğin sesini savunabilmektir.
Sonuç: Aynayı Kırmak Görüntüyü Değiştirmez
İsrail yönetimi gazetecileri gözaltına alarak, dünyanın bakışlarını o coğrafyadan çevirebileceğini sanıyor olabilir. Oysa bu, aynayı kırarak kendi çirkinliğini yok etmeye çalışmaya benzer. Ayna kırılsa da gerçek oradadır.
Dünya, İsrail’in bu devasa kolektif gölgesiyle yüzleşmesini bekliyor. Kendi travmalarını başkalarına travma yaşatarak iyileştiremeyeceğini anlamadığı sürece, bu döngü devam edecektir. Gazeteciler özgür kalmalı, gerçekler konuşulmalıdır; zira şifanın tek yolu, gölgenin üzerine cesaretle ışık tutmaktır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.