Şubat ayının ortasında, Bursa’nın gri binaları arasında sıkışmış ruhlarımız için doğa yavaş yavaş fısıldamaya başladı. Bir yanda Uludağ’ın eriyen karlarıyla coşkuyla akmaya başlayan Saitabat Şelalesi’nin sesi, diğer yanda yaklaşan Ramazan ayının o manevi hazırlık telaşı... Şehir, hem fiziksel hem de ruhsal bir arınma döngüsüne giriyor.
Geçtiğimiz yıl kuraklıkla boğuşan Saitabat Şelalesi’nin yeniden gürlemesi, aslında bizlere çok önemli bir şeyi hatırlatıyor: Hiçbir kuraklık sonsuz değildir. Ruhumuzun çoraklaştığını, enerjimizin tükendiğini hissettiğimiz anlarda bile, doğru "yağışlar" yani doğru niyetler ve çevre desteğiyle yeniden coşkuyla akabiliriz. Nilüfer Belediyesinin 14 Şubat için planladığı 10,5 kilometrelik Dağyenice-Atlas parkuru tam da bu yüzden kıymetli. Sevgiyi sadece tüketimle değil, doğanın içinde ter dökerek, birbirimize ve toprağa eşlik ederek kutlamak; modern insanın en büyük şifasıdır.
Fırıncılar Odası’nın açıkladığı pide fiyatlarıyla birlikte mutfaklarda Ramazan hazırlıkları başladı. Ancak mesele sadece bir pide kuyruğu değil; o sofraların etrafında kurulan kolektif güven ve paylaşma bilincidir. Osmangazi’nin bereketli toprakları üzerine yapılan kırsal kalkınma planları da gösteriyor ki, biz toprağımıza ve üretimimize sahip çıktıkça, sofralarımızdaki o kadim huzur baki kalacak.
Önümüzdeki günler, hem doğanın canlanması hem de manevi atmosferin artmasıyla bir yenilenme fırsatı sunuyor. Şiddetin, bağımlılıkların ve stresin kirlettiği kolektif bilincimizi; Saitabat’ın suyu kadar berrak, Uludağ’ın havası kadar taze tutmak elimizde.
Bu hafta kendinize bir söz verin: Şehrin betonları arasında yürürken sadece yere değil, gökyüzüne ve yakınınızdaki bir ağaca bakın. Doğanın onarıcı gücüne teslim olun. Çünkü biz iyileştikçe Bursa güzelleşecek; Bursa güzelleştikçe geleceğimiz yeşerecek.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İrem Sönmezoğlu
Şehrin Ritmi ve Ruhun Molası
Şubat ayının ortasında, Bursa’nın gri binaları arasında sıkışmış ruhlarımız için doğa yavaş yavaş fısıldamaya başladı. Bir yanda Uludağ’ın eriyen karlarıyla coşkuyla akmaya başlayan Saitabat Şelalesi’nin sesi, diğer yanda yaklaşan Ramazan ayının o manevi hazırlık telaşı... Şehir, hem fiziksel hem de ruhsal bir arınma döngüsüne giriyor.
Geçtiğimiz yıl kuraklıkla boğuşan Saitabat Şelalesi’nin yeniden gürlemesi, aslında bizlere çok önemli bir şeyi hatırlatıyor: Hiçbir kuraklık sonsuz değildir. Ruhumuzun çoraklaştığını, enerjimizin tükendiğini hissettiğimiz anlarda bile, doğru "yağışlar" yani doğru niyetler ve çevre desteğiyle yeniden coşkuyla akabiliriz. Nilüfer Belediyesinin 14 Şubat için planladığı 10,5 kilometrelik Dağyenice-Atlas parkuru tam da bu yüzden kıymetli. Sevgiyi sadece tüketimle değil, doğanın içinde ter dökerek, birbirimize ve toprağa eşlik ederek kutlamak; modern insanın en büyük şifasıdır.
Fırıncılar Odası’nın açıkladığı pide fiyatlarıyla birlikte mutfaklarda Ramazan hazırlıkları başladı. Ancak mesele sadece bir pide kuyruğu değil; o sofraların etrafında kurulan kolektif güven ve paylaşma bilincidir. Osmangazi’nin bereketli toprakları üzerine yapılan kırsal kalkınma planları da gösteriyor ki, biz toprağımıza ve üretimimize sahip çıktıkça, sofralarımızdaki o kadim huzur baki kalacak.
Önümüzdeki günler, hem doğanın canlanması hem de manevi atmosferin artmasıyla bir yenilenme fırsatı sunuyor. Şiddetin, bağımlılıkların ve stresin kirlettiği kolektif bilincimizi; Saitabat’ın suyu kadar berrak, Uludağ’ın havası kadar taze tutmak elimizde.
Bu hafta kendinize bir söz verin: Şehrin betonları arasında yürürken sadece yere değil, gökyüzüne ve yakınınızdaki bir ağaca bakın. Doğanın onarıcı gücüne teslim olun. Çünkü biz iyileştikçe Bursa güzelleşecek; Bursa güzelleştikçe geleceğimiz yeşerecek.