“Abartıyorsun.”
Ne kadar kısa, ne kadar sıradan… Ama bir kadının iç dünyasında açtığı boşluk o kadar derin ki.
Bu cümle çoğu zaman bağırarak söylenmez. Sessizce gelir. Sözde sakin, sözde mantıklı. Ama etkisi çok güçlüdür. Çünkü “abartıyorsun” denildiğinde aslında şunu duyar kadın: Hissettiğin şey geçersiz. Algın yanlış. Canın yanmıyor. Sen sorunlusun.
Bu bir savunma değildir, bu bir iptaldir.
Kadın bir şey anlatırken; kırıldığını, incindiğini, yalnız kaldığını söylerken karşısındaki dinlemek yerine bu cümleyi seçer. Çünkü dinlemek sorumluluk ister. Anlamak yüzleşmeyi. Oysa “abartıyorsun” demek, topu kadının kucağına bırakmanın en kolay yoludur.
Zamanla kadın kendi hislerinden şüphe etmeye başlar.
“Gerçekten mi abartıyorum?”
“Ben mi fazla hassasım?”
“Normal olan bu mu?”
İşte tam burada başlar psikolojik şiddetin en sinsi hali. Bağırmaz, vurmaz, iz bırakmaz. Ama kadının iç sesini kısar. Sezgilerini susturur. Kendine olan güvenini yavaş yavaş eritir.
Türkiye’de birçok kadın buna çocukluğundan beri maruz kalır. Evde, okulda, ilişkilerde. Ağladığında “naz yapma”, öfkelendiğinde “çok alıngansın”, itiraz ettiğinde “abartıyorsun.” Sonra büyür ama duyduğu cümle değişmez. Sadece söyleyen kişiler değişir.
Oysa hissetmek bir kusur değildir.
Tepki vermek abartı değildir.
Sınır çizmek sorun çıkarmak değildir.
Kadınlar çoğu zaman susmayı seçer. Çünkü anlatmanın bir karşılığı yoktur. Çünkü her anlatış, bir kez daha küçültülmek demektir. Ve suskunluk zamanla bedene iner. Omuzlarda ağırlık olur, boğazda düğüm olur, kalpte yorgunluk olur.
Bir kadına “abartıyorsun” demeden önce durup düşünmek gerekir:
Ya gerçekten canı yanıyorsa?
Ya bu onun son kez anlatma cesaretiyse?
Belki de asıl abartılan kadının tepkisi değil, görmezden gelinen gerçeklerdir.
Ve şunu bilmek gerekir:
Hissettiğini küçümseyen bir yerde iyileşme olmaz.
İnsanı susturan bir dil, sevgi dili değildir.
Kadınlar abartmıyor.
Kadınlar artık duyulmak istiyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özlem BAYAR
“Abartıyorsun” Cümlesinin Arkasındaki Gerçek
“Abartıyorsun.”
Ne kadar kısa, ne kadar sıradan… Ama bir kadının iç dünyasında açtığı boşluk o kadar derin ki.
Bu cümle çoğu zaman bağırarak söylenmez. Sessizce gelir. Sözde sakin, sözde mantıklı. Ama etkisi çok güçlüdür. Çünkü “abartıyorsun” denildiğinde aslında şunu duyar kadın: Hissettiğin şey geçersiz. Algın yanlış. Canın yanmıyor. Sen sorunlusun.
Bu bir savunma değildir, bu bir iptaldir.
Kadın bir şey anlatırken; kırıldığını, incindiğini, yalnız kaldığını söylerken karşısındaki dinlemek yerine bu cümleyi seçer. Çünkü dinlemek sorumluluk ister. Anlamak yüzleşmeyi. Oysa “abartıyorsun” demek, topu kadının kucağına bırakmanın en kolay yoludur.
Zamanla kadın kendi hislerinden şüphe etmeye başlar.
“Gerçekten mi abartıyorum?”
“Ben mi fazla hassasım?”
“Normal olan bu mu?”
İşte tam burada başlar psikolojik şiddetin en sinsi hali. Bağırmaz, vurmaz, iz bırakmaz. Ama kadının iç sesini kısar. Sezgilerini susturur. Kendine olan güvenini yavaş yavaş eritir.
Türkiye’de birçok kadın buna çocukluğundan beri maruz kalır. Evde, okulda, ilişkilerde. Ağladığında “naz yapma”, öfkelendiğinde “çok alıngansın”, itiraz ettiğinde “abartıyorsun.” Sonra büyür ama duyduğu cümle değişmez. Sadece söyleyen kişiler değişir.
Oysa hissetmek bir kusur değildir.
Tepki vermek abartı değildir.
Sınır çizmek sorun çıkarmak değildir.
Kadınlar çoğu zaman susmayı seçer. Çünkü anlatmanın bir karşılığı yoktur. Çünkü her anlatış, bir kez daha küçültülmek demektir. Ve suskunluk zamanla bedene iner. Omuzlarda ağırlık olur, boğazda düğüm olur, kalpte yorgunluk olur.
Bir kadına “abartıyorsun” demeden önce durup düşünmek gerekir:
Ya gerçekten canı yanıyorsa?
Ya bu onun son kez anlatma cesaretiyse?
Belki de asıl abartılan kadının tepkisi değil, görmezden gelinen gerçeklerdir.
Ve şunu bilmek gerekir:
Hissettiğini küçümseyen bir yerde iyileşme olmaz.
İnsanı susturan bir dil, sevgi dili değildir.
Kadınlar abartmıyor.
Kadınlar artık duyulmak istiyor.