Bedenin dili vardır. Ama biz bu dili çoğu zaman öğrenmek istemeyiz. Çünkü duymak sorumluluk getirir. Oysa görmezden gelmek daha kolaydır. Bir ağrı başlar, “geçer” deriz. Aynı yer tekrar tekrar tutulur, “yaşlanıyorum” diye geçiştiririz.
Oysa beden, zihnin ve ruhun taşıyamadıklarını üstlenir. Söylenemeyen sözler, bastırılan duygular, ertelenen kararlar… Hepsi bedende bir yer bulur. Belde, omuzda, boyunda, kalçada… Tesadüf değildir.
Ben kendi bedenimi dinlemeyi erteledikçe, bedenim daha yüksek sesle konuşmaya başladı. Aynı bölgelerde tekrar eden sıkışmalar, geçmeyen yorgunluklar… Sonra fark ettim ki hayatımda da aynı şeyleri tekrar ediyorum. Aynı yükler, aynı suskunluklar, aynı “idare ederim”ler…
Beden aslında bizi durdurmak için değil, korumak için konuşur. “Burada bir şey var” der. “Bakılması gereken bir yer var” der. Ama biz genelde onu susturmayı seçeriz.
Dinlemeye başladığında ise şaşırtıcı bir şey olur. Sertlik azalır. Yük hafifler. Çünkü beden en çok fark edildiğinde rahatlar. İyileşme bazen bir tedaviyle değil, bir fark edişle başlar.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özlem BAYAR
Beden Konuşur, Biz Duymamayı Seçeriz
Bedenin dili vardır. Ama biz bu dili çoğu zaman öğrenmek istemeyiz. Çünkü duymak sorumluluk getirir. Oysa görmezden gelmek daha kolaydır. Bir ağrı başlar, “geçer” deriz. Aynı yer tekrar tekrar tutulur, “yaşlanıyorum” diye geçiştiririz.
Oysa beden, zihnin ve ruhun taşıyamadıklarını üstlenir. Söylenemeyen sözler, bastırılan duygular, ertelenen kararlar… Hepsi bedende bir yer bulur. Belde, omuzda, boyunda, kalçada… Tesadüf değildir.
Ben kendi bedenimi dinlemeyi erteledikçe, bedenim daha yüksek sesle konuşmaya başladı. Aynı bölgelerde tekrar eden sıkışmalar, geçmeyen yorgunluklar… Sonra fark ettim ki hayatımda da aynı şeyleri tekrar ediyorum. Aynı yükler, aynı suskunluklar, aynı “idare ederim”ler…
Beden aslında bizi durdurmak için değil, korumak için konuşur. “Burada bir şey var” der. “Bakılması gereken bir yer var” der. Ama biz genelde onu susturmayı seçeriz.
Dinlemeye başladığında ise şaşırtıcı bir şey olur. Sertlik azalır. Yük hafifler. Çünkü beden en çok fark edildiğinde rahatlar. İyileşme bazen bir tedaviyle değil, bir fark edişle başlar.