Bu toplum yorgun insan sevmez.
Çökeni, duranları, “artık yapamıyorum” diyenleri hemen kenara iter. Çünkü düzen, ayakta kalanlar üzerinden yürür. Kimsenin gerçekten iyi olup olmamasıyla ilgilenmez; sadece devam edip etmediğine bakar.
Burada yorgunluk bir hak değil, bir kusur gibi görülür. Yorulduğunu söylersen zayıfsındır. Dinlenmek istersen tembelsindir. Şikâyet edersen nankörsündür. Bu yüzden insanlar yorgunluklarını saklamayı öğrenir. Gülümseyerek tükenirler.
Toplumun görmediği yorgunluk;
Her gün kendini bastırmaktan,
Söylemek istediklerini yutmaktan,
Haksızlığa alışmaktan,
Adaletsizliği normalleştirmekten gelir.
Bu yorgunluk “çalışmakla” ilgili değildir.
Yaşamanın kendisi yorucudur artık.
Sürekli bir şeylere yetişmek zorundasın. Hayata, beklentilere, etiketlere, rollere… Anneysen ayrı, kadınsan ayrı, sessizsen ayrı, duyarlıysan ayrı yorulursun. Ama hepsinin ortak noktası şudur: Kimse seni durmaya davet etmez.
Çünkü bu toplum duranı sevmez.
Durmak düzeni bozar.
Sorgulamak rahatsız eder.
Yavaşlamak tehdit sayılır.
İnsanlar bu yüzden tükenmişliğini hastalık sanıyor. Oysa hasta olan birey değil; sürekli yük bindiren sistem. Herkes bir şeylere katlanmak zorunda bırakılıyor. Sonra da “neden bu kadar öfkeliyiz, neden tahammül kalmadı” diye şaşırılıyor.
Yorgunluk birikiyor.
İçte.
Sessizce.
Ve sonra bir gün insanlar kopuyor. İşten, ilişkilerden, hayattan… Toplum buna da isim takıyor: “nankör”, “değişti”, “bozuldu”. Kimse “bu insan ne zamandır taşıyordu?” diye sormuyor.
Çünkü görmek istemiyoruz.
Görürsek sorumluluk almak zorunda kalacağız.
Bu yüzden toplumun en büyük konforu şudur:
Görmemek.
Duymamak.
Anlamamak.
Ama görmediğimiz her yorgunluk, başka bir yerden patlıyor. Öfke olarak, suskunluk olarak, yalnızlık olarak…
Belki de artık şunu söylemek gerekiyor:
Bu kadar yorgun insanın olduğu bir yerde sorun bireylerde değil.
Sorun, insanı durmadan tüketen bu düzendedir.
Ve bu yorgunluk geçmiyor.
Çünkü kimse gerçekten dur demiyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özlem BAYAR
Görünmeyen Yorgunluk Diye Bir Gerçek Var
Bu toplum yorgun insan sevmez.
Çökeni, duranları, “artık yapamıyorum” diyenleri hemen kenara iter. Çünkü düzen, ayakta kalanlar üzerinden yürür. Kimsenin gerçekten iyi olup olmamasıyla ilgilenmez; sadece devam edip etmediğine bakar.
Burada yorgunluk bir hak değil, bir kusur gibi görülür. Yorulduğunu söylersen zayıfsındır. Dinlenmek istersen tembelsindir. Şikâyet edersen nankörsündür. Bu yüzden insanlar yorgunluklarını saklamayı öğrenir. Gülümseyerek tükenirler.
Toplumun görmediği yorgunluk;
Her gün kendini bastırmaktan,
Söylemek istediklerini yutmaktan,
Haksızlığa alışmaktan,
Adaletsizliği normalleştirmekten gelir.
Bu yorgunluk “çalışmakla” ilgili değildir.
Yaşamanın kendisi yorucudur artık.
Sürekli bir şeylere yetişmek zorundasın. Hayata, beklentilere, etiketlere, rollere… Anneysen ayrı, kadınsan ayrı, sessizsen ayrı, duyarlıysan ayrı yorulursun. Ama hepsinin ortak noktası şudur: Kimse seni durmaya davet etmez.
Çünkü bu toplum duranı sevmez.
Durmak düzeni bozar.
Sorgulamak rahatsız eder.
Yavaşlamak tehdit sayılır.
İnsanlar bu yüzden tükenmişliğini hastalık sanıyor. Oysa hasta olan birey değil; sürekli yük bindiren sistem. Herkes bir şeylere katlanmak zorunda bırakılıyor. Sonra da “neden bu kadar öfkeliyiz, neden tahammül kalmadı” diye şaşırılıyor.
Yorgunluk birikiyor.
İçte.
Sessizce.
Ve sonra bir gün insanlar kopuyor. İşten, ilişkilerden, hayattan… Toplum buna da isim takıyor: “nankör”, “değişti”, “bozuldu”. Kimse “bu insan ne zamandır taşıyordu?” diye sormuyor.
Çünkü görmek istemiyoruz.
Görürsek sorumluluk almak zorunda kalacağız.
Bu yüzden toplumun en büyük konforu şudur:
Görmemek.
Duymamak.
Anlamamak.
Ama görmediğimiz her yorgunluk, başka bir yerden patlıyor. Öfke olarak, suskunluk olarak, yalnızlık olarak…
Belki de artık şunu söylemek gerekiyor:
Bu kadar yorgun insanın olduğu bir yerde sorun bireylerde değil.
Sorun, insanı durmadan tüketen bu düzendedir.
Ve bu yorgunluk geçmiyor.
Çünkü kimse gerçekten dur demiyor.